Korona'nın getirdiği öfke ile başa çıkmak

18 Mayıs 2020 Pazartesi 16:30

Korona'nın getirdiği öfke ile başa çıkmak

Korona virüsü yeni hayatımıza, hastalığın beraberinde uzaktan çalışma,sokağa çıkma yasağı ve karantina koşullarını getirdi. Değişen hayatlarımıza adapte olmak, hastalığın tehdit edici varlığı ve evde geçirilen uzun saatler duygusal dengemizi test ediyor ve bu testten geçemeyenlerimizi ruhsal bunalım ve öfke karşılıyor. Öfke ruhsal tükenmişliğin sonunda verilen bir savunma tepkisidir. Şüphesiz bu öfkenin dışa vurumu kendimize ve çevremize zarar verir. Peki içinde bulunduğumuz koşulları değiştirme gücüne sahip olmadığımız şu günlerde öfke kontrolümüzü nasıl sağlayacağız?

ÖFKE ANINDA
Öfkeye neden olan bunalımı azaltmadığınız sürece öfke zaman zaman kendini gösterecektir. Bu da ilişkilerinizi zedeler. İşte böyle anlarda eğer öfkelenmeye başladığınızı hissediyor iseniz, konuşmaktan kaçının, bulunduğunuz ortamı terk edin mümkün ise başka bir odaya geçin. Bu süre içinde öfkelenmek için kendinize izin verin. Bu eylem için kendinize yarım saat, bir saat zaman tanıyın. Bu süre dolduktan sonra, başka şeyler -mümkünse olumlu şeyler- düşünmek için kendinizi zorlayın. Sakinleştiğinizi hissediyorsanız artık bulunduğunuz odadan çıkabilirsiniz. Bu yöntem ile hem zihninizi öfkeyi bastırmak yerine öfkeyi yaşama süresi verirsiniz, hem de zihninizi başka konulara yönlendirmekte ustalaşırsınız. 

O AN AKLINDAN NE GEÇİYORDU
Başkalarını suçlayan ve gerginliğini dışa atmak isteyen zihninizi yavaşlatın. Dışa vurulmuş öfke, aslında bir sonuçtur. Öfke ile başa çıkabilmek için temelde hangi düşünce ve duyguların buna sebep olduğunu saptamak gerekiyor. Bunun en basit yolu kendinizi gergin hissettiğinizde “Şu an aklımdan ne geçiyor? Beni bu kadar sinirlendiren ne?” diye sormak ve nedeni bulmaktır.

ÇÖZÜME GİDEN YOL
Gerginliğe sebep olan olayı saptadınız. Bu süreçte en yaygın sebep uzun zamandır evden çıkmamanın getirdiği sıkılmışlık duygusu ve vaktimi nasıl değerlendireceğim endişesi olacaktır. Artık işiniz daha kolay! Sorunu bulduğunuz için çözümü de üretebilirsiniz. İşte öfkeye neden olan gerginliği azaltma yolları;

BOŞ ZAMAN ETKİNLİKLERİ
Ev içinde günlük rutin oluşturmak ruhsal bunalımı hafifletir. Sabah uyandığınız saatiniz belli olmalı. Kahvaltı, çalışma saati, dinlenme saati, televizyon izleme ya da bilgisayarda vakit geçirme saati, hobi saati, spor saati, kitap okuma saati gibi etkinliklerle günlük yapılacakların bir planını yapın ve uymaya çalışın. Günü planlamak yaşam enerjisi verirken hobi ve kitap okuma saatleri ile zihninizi dinlendirirsiniz. 

YENİ ŞEYLER KEŞFEDİN
Günlük rutininize yenilikler katmak ruhsal sıkıntılarınıza ve dolayısı ile gelişen öfke ve gerginliğinize iyi gelir. Hiç elinizi sürmediğiniz o kitabı okumaya başlayın. Kendinize daha önce denemediğiniz bir hobi malzemesi siparişi verin. Online izlenime açılan tiyatro ve sergileri ziyaret edin. Yeni müzik türlerini keşfedin.

KENDİNİZ İÇİN BİR ŞEYLER YAPIN
Kendinizle yalnız kalmaktan mutlu olun. Bu süreci kendinizi tanımak için bir fırsat olarak değerlendirin. Sırf kendiniz için bir tatlı yapın ya da kendinize özel sinema saati ayarlayın ve çok keyif aldığınız o filmi izleyin. Ev işlerini kendinize eziyet haline dönüştürmeyin, müzik ya da keyif aldığınız bir film eşliğinde işler size o kadar da korkunç gözükmeyecek. İşini evden çalışanlardansanız, günün sonunda işlerinizi tamamladığınızda kendinizi küçük ödüllerle mükafatlandırın. Kendinizi yaptığınız işten dolayı takdir edin.

TELEFONU BİR KENARA BIRAKIN
Bu zaman diliminde sevdiklerinizle konuşmak ve onlara zaman ayırıp, iletişim kurmak dışında telefondan uzak kalmaya çalışın. Sanılanın aksine devamlı telefonda vakit geçirmek bireyi rahatlatmak yerine ruhsal gerginlik yaratır. Telefonla uğraştığınız saatler göz yorgunluğuna maruz kalırsınız ve haber sitelerinden, sosyal medyadan yapılan hastalığa dair paylaşımlar ekstra bir ruhsal yük getirir. Telefonda uzun zaman geçiren biriyseniz bir anda uzaklaşmak sizin için zor olacaktır. Kademeli olarak uzaklaşmayı deneyin. Her gün ekran başında geçirilen süreyi bir saat azaltmaya ne dersiniz : )
DOĞRU NEFES VE GEVŞEME
Belli tekniklerle bir süre nefesinize odaklanmanın ya da kas gevşetme yollarına başvurmanın ruhsal rahatlama sağladığını gösteren yapılmış birçok çalışma mevcut. Öfke anında yapılan nefes ve kas gevşeme egzersizleri de öfkenizi daha rahat kontrol altına almanızı ve sakinleşmenizi sağlar. Siz de internet aracılığı ile nefes ve kas gevşetme egzersizi videoları izleyerek ruhsal gevşemenin yeni yollarını keşfedin.


PSİKOLOJİK DESTEK ALIN
Bazı insanlarda öfke problemi kronikleşmiştir ve öfke probleminin altında geçmişten getirdiği köklü travmalar yatıyor olabilir. Bazı insanlar ise yalnızca öfkeli bir mizaca sahip olabilir. Böyle durumlarda öfke problemi ile yalnız başına mücadele etmek zordur ve mutlaka bir yardım almak gerekir. Bir uzmandan mutlaka destek istenmelidir.


İnstagram: klinikpsikologdidemakirmak

DİDEM AKIRMAK

UZMAN KLİNİK PSİKOLOG

Yorumlar

Karantina günleri ilişkinizi öldürmesin

4 Mayıs 2020 Pazartesi 14:56

 Karantina günleri ilişkinizi öldürmesin

Elbette birçoğumuzun uzaktan çalışma imkanı yok ve çalışma hayatımıza aynı şekilde devam ediyoruz. Ancak, koronanın hayatımıza girmesi ile birlikte birçok insan ya uzaktan çalışmak zorunda kaldı, ya çalışma süresi kısaltıldı ya da işine ara verildi.

Tatillerle birleştirilen sokağa çıkma yasakları, hafta sonu yasakları gibi kısıtlamalar da eklenince evde geçirdiğimiz zamanlar uzadı ve belki de ailemizle, çocuklarımızla hiç geçirmediğimiz kadar çok vakit geçiriyoruz. Bu süreç aslında ilişkiler için de bir test haline geldi. Birçoğumuz eşimizle, partnerimizle aynı ortamda çok uzun zaman geçirmenin nasıl bir şey olduğunu ilk kez deneyimliyoruz bu süreçte. Elbette bu zaman diliminde birbirinizin daha önce hiç fark etmediğiniz yönlerini keşfetmemiz de mümkün. Bu yönler olumlu olabileceği gibi, elbette ki sizi rahatsız edici nitelikte de olabilir. Bu zaman diliminde birbirinizden sıkılmanız ya da kendinize ait bir alan ihtiyacı duymanız da çok doğaldır. Zaman zaman bu sıkılmalar tartışmalara hatta ayrılıklara varabilmektedir ki bu haftaki yazımızın amacı da ilişkimizi bu sona yaklaşmaktan kurtarmak. Öyleyse gelin birlikte bir bakalım, bu süreçte ilişkimizi yıpranmaktan korumak için neler yapabiliriz?

 

 KENDİ ALANINIZI BELİRLEYİN

Sınır çizmek ilişkinin temel taşıdır. Ne zaman çalışacaksınız, ne zaman kendinize vakit ayıracaksınız, ne zaman birlikte birşeyler yapacaksınız, evde iş paylaşımı nasıl ve ne zaman olacak.. gibi gün içinde yalnız başınıza olacağınız ve bir arada olacağınız zamanları önceden belirleyin. İşinizin ya da uzaktan online bir görüşmenizin ortasına giren bir eş, birbirinize duyduğunuz toleransın ve sabrın azalmasına sebep olur.

 KENDİNİZE ZAMAN AYIRIN

Kendinize yalnız kalacağınız ve nefes alabileceğiniz zamanlar yaratın. Bu süre içinde daha önce yapmak istediğiniz ama hep ertelediğiniz işleri yapabilirsiniz. Kitap okuyabilir, spor yapabilirsiniz. Hobilerinize vakit ayırabilir, resim yapabilir, müzik dinleyebilirsiniz. Kendi başınıza kalmaktan ve kendinizle vakit geçirmekten keyif alın. Daha önce denemeye cesaret edemediğiniz aktiviteleri deneyin. Bu süreyi kendinizi yeniden keşfetmek için fırsat olarak görün. Gün içinde yapacaklarınızı planlayın. Ancak bu şekilde sabahları yataktan çıkmak için gerekli enerjiyi kendinizde bulabilirsiniz. Kendinizi iyi hissetmek için giyinin ve hazırlanın. Kendiniz için süslenin. Evde tüm gün pijamalarla dolaşmak, motivasyonunuzu ve enerjinizi düşürür. Arkadaşlarınıza ve ailenize zaman ayırın. Onları sık sık arayın hatta mümkünse görüntülü görüşmeler yapın. Bu görüşmeler için giyinin hazırlanın, hatta karşılıklı çayınızı ve kahvenizi alıp sohbet edin. Çok bunaldığınız zaman internetten nefes egzersizi videoları açın ve birlikte siz de uygulayın. Yine çok bunaldığınız bir zaman gözlerinizi kapatın ve kendinizi güvende ve mutlu olduğunuz o yerde hayal edin. Gezdiğinizi, dolaştığınızı hayal edin.  Rüzgarı yüzünüzde hissettiğinizi ya da denizdeki bir dalgadan yüzünüze sıçramış bir su damlasını hayal edin, hissetmeye çalışın. Zihniniz hayallerinizi gerçekten olmuş gibi kabul eder. Tazelenerek gözlerinizi açtığınızı fark edeceksiniz.

 EŞİNİZİN YALNIZ KALMA ZAMANLARINA SAYGI GÖSTERİN

Eşinizin de bu süreçte her zaman sizinle vakit geçirmek istememesi doğaldır. Bu durumu kişiselleştirip, sorun haline getirmeden onun da kendi alanını yaratmasına ve tek başına vakit geçirmesine fırsat tanıyın. Arkadaşları ile geçirdiği zaman dilimlerine(ortak arkadaşsa bile) dahil olmayın ve müdahale etmeyin. Onun da zihnini boşaltmasına ve enerjisini tazelemesine fırsat verin.

  EŞİNİZE ZAMAN AYIRIN

Birlikte seçeceğiniz romantik bir film izleyin. Albümleri ve resimleri açın, anılarınızı konuşun, sohbet edin. Birlikte online oyunlar oynayın. Hatta diğer çift arkadaşlarınızı da online oyunlara davet edin. Tiyatro için bir saatte randevulaşın, hazırlanın ve tiyatro salonlarının online izlenime açtıkları oyunlarını seyredin.Birlikte online müzeleri ve sergileri gezin, sonrasında sohbet edin.  Beklemediği bir anda müziği açın ve ona bir parça hediye edin ya da bir şiir okuyun. Eşinize özel bir kahvaltı ya da akşam yemeği hazırlayın ve onun için hazırlanın. Bu süreçte sık sık onu sevdiğinizi ve bugünleri birlikte atalatacağınızı dile getirin. İlişkinizi uzaktan sürdürüyorsanız bu etkinlikleri online olarak da gerçekleştirebilirsiniz.

 ZAMAN ZAMAN YAŞANAN GERGİNLİKLERİ KİŞİSELLEŞTİRMEYİN

Elbette ki her zaman ilişkiler toz pembe ilerlemez ve zaman zaman bazı konularda anlaşamayabilir hatta tartışabilirsiniz. Böyle gerginlik anlarında tartışmayı daha fazla uzatmayın. Uzun süre evde kalmak ve ruhsal bunalımlar, problemleri olduğundan daha büyük görmenize neden olur. Birbirinize sakinleşme ve yanlız kalma fırsatı tanıyın. Sakinleştiğinizde promlemin o kadar da büyük olmadığını hatta sizden bile kaynaklanmadığını fark edeceksiniz. Eşinizi dinleyin, duygularını anladığınızı söyleyin. Empati kurun.

  CİNSEL İSTEKSİZLİK DOĞALDIR, KENDİNİZİ REDDEDİLMİŞ HİSSETMEYİN

Salgın psikolojisinde bireyler mizaç ve karakterleriyle orantılı olarak farklı düzeylerde travmatize olabilirler. Travma yaşayan bir bireyin partnerine karşı cinsel bir istek duymaması da oldukça doğaldır. Bu konuyu kişiselleştirerek kendinizi reddedilmiş hissetmeyin. Onun yerine bu süreci zamana bırakın ve yalnızca sağlıklı, birlikte ve yan yana olabilmenin keyfini çıkarın.

 ONLİNE DANIŞMANLIK ALIN

Salgın günlerinde hastaneye gitme korkusu duymanız doğaldır. Bu süreçte sorunlarınız içinden çıkılamaz bir hal aldıysa ve ilişikinizi yıpratıyorsa, uzaktan online danışmanlık hizmeti alın. Bir uzmandan destek alarak ilişkiniz için bir adım atın. Bu süreci tek başınıza götürmek zorunda değilsiniz, destek alarak yaşadığınız bu zorlu süreci kolaylaştırabilirsiniz.

Etiketler:

Kdz Ereğli , Ereğli haber , Zonguldak , DİDEM AKIRMAK , UZMAN KLİNİK PSİKOLOG

Yorumlar

ÇALIŞMA MOTİVASYONUNU GERİ BULMAK

27 Nisan 2020 Pazartesi 14:41

İnstagram: klinikpsikologdidemakirmak

ÇALIŞMA MOTİVASYONUNU GERİ BULMAK

(KORONA GÜNLERİNDE SINAV HAZIRLIĞINDA OLAN ÖĞRENCİLER İÇİN NOTLAR) Sınava hazırlık uzun ve meşakkatli bir süreçtir. İlk aylarda dolu enerji ve motivasyon ile çıkılan yolda sene ortasına ve sonlarına doğru tam da sınav yaklaşmışken enerjiler azalır ve motivasyonlar tükenir. Birçok öğrencinin her sene deneyimlediği bir durumdur bu.

SENE BAŞINDA KOYULMUŞ HEDEFLER VE ÇİZİLMİŞ YOLLAR ARTIK UZAKTA KALMIŞTIR, UNUTULMUŞTUR
Bu süreçte öğrencinin ders çalışma sistemi bozulur, çalışma saatleri azalır. Çalışması gerektiğini bildiği halde çalışmamak vicdanen rahatsızlık yaratır. Bu rahatsızlık hala çalışmamanın getirdiği suçluluk ile çatışır. Bu duygulardan kaçmak için öğrenci çalışmaktan daha da uzaklaşır.
BU NOKTADA ESKİ ÇALIŞMA SİSTEMİNE BİRDEN DÖNMEYİ BEKLEMEK GERÇEKÇİ DEĞİLDİR
İlk etapta çalışmalara geri dönmek için günlük olarak yapabileceğini düşündüğü bir seviye ile çalışmaya başlamak daha doğrudur. Örneğin günde 2 ders ile başlayıp sonrasında bunu başardıkça artırmak daha doğrudur.
SENE BAŞINDA BU YOLA NEDEN ÇIKTIĞINIZI HATIRLAMALISINIZ
Uğraşlarımızdan vazgeçip dersin başına oturmak zordur. Ayaklar masa başına gitmek için zorlasa da kendini zihnimiz ve kalbimiz zorlar bizi çalışmamak için. Azıcık daha dinlen der, birazdan başlarsın, yarın başlarsın der.. Bu şekilde çalışmaya başlarsanız da ne odaklanabilirsin ne de bir verim alabilirsiniz. Bu yüzden sene başında bu yola neden çıktığınızı hatırlamalısınız. En başta koyduğunuz hedefi kendinize hatırlatmalısınız. Hedefinizi sene başında siz belirlemiştiniz, neden bu sınava hazırlandığınızı, neden kazanmak istediğinizi.. Bu güne dek verilmiş emekleriniz boşa gitmemeli.
ÖNEMLİ OLAN O İLK ADIMI ATMAK
Masa başına oturmak için kendinizi zorlayın. Ders çalışmaya başladıktan on dakika sonra zihniniz bu işe adapte olur ve odaklanır. Bu noktadan sonra asıl yorucu şeyin ‘’Ders çalışmam lazım’’, ‘’Masa başına oturmakta zorlanıyorum’’ düşüncelerinin kendisi olduğunu fark edeceksiniz. Masa başına oturup çalışırken bunun korktuğunuzun yarısı kadar bile zor olmadığını fark edeceksiniz.
MOLA
Arada bir vereceğiniz beş dakikalık göz dinlendirme molaları zihninizin dinlenmesini ve daha uzun süre odaklanarak çalışmanızı sağlar. Bu mola zamanlarını 5 dakikadan uzun tutmamalı, hiç mola vermemezlik yapmamalısınız. Molalarda yapabileceğiniz bir diğer şey ise kendinizi mutlu, huzurlu, güvende hissettiğiniz bir yerde hayal etmek olabilir. Bu mekanı önceden zihninizde belirleyebilir, molalarda bu yöntemle zihninizi dinlendirebilirsiniz. Molalarda telefona, televizyona dönmemelisiniz. Bu sizin mola esnasında çalışmaktan kopmanıza ve masa başına dönmenizin zorlaşmasına neden olur.
YAPABİLDİĞİNİZ KONULARA ÇALIŞMAYI VE TEKRAR TEKRAR SORU ÇÖZMEYİ BIRAKIN
Her gün programınızda çalışmanız gereken dersleri değerlendirin. Bu derslerden konu çalışmaya ihtiyacınız var mı yoksa sadece konu tekrarı yapmanız yeterli mi değerlendirin. Eğer konuya hakimseniz ve konu çalışmanıza gerek yok ise on dakika tekrar yaparak soru çözmeye başlayın. Bol soru çözümü yapın. Yapabildiğiniz konulara tekrar tekrar çalışmayın ve yapabildiğiniz soruları çözmeyi bırakın. Yapamadığınız konulara ve çözemediğiniz sorulara odaklanın. Bildiğiniz konuların sizin için güvenli limanlar olduğunu ve bu konularda soru çözerek doğru çıkarmanın sizi mutlu ettiğini biliyorum. Bu yanılgıya düşüp kendinizi kandırmayın. Size sınav kazandıracak olan şey yapamadığınız konuların üzerine gitmek ve çözemediğiniz soruların çözüm yollarını öğrenmek olacak. Sınava yakın zamanlarda zorlandığınız bu soruların çözümüne bakıp hatırlamak için, bu soruların çözümüne bakıp hatırlamak için bu soruları bir dosyada saklamanızda fayda var.
RAKİPLERİNİZDE SİZİNLE AYNI ŞARTLARDA YARIŞIYOR
Bu zorlu günlerin sizi psikolojik olarak etkilediğini ve bu durumun çalışmalarınıza da yansıdığını biliyorum. Ancak bu durumun tüm rakipleriniz için ortak bir durum olduğunu onların da aynı süreçten geçtiğini unutmayın. Şartlar bozulmuş olabilir ama hala eşitlik bozulmadı. Bu dezavantajdan kendinize bir avantaj yaratın ve okula , kurslara gitmeyerek size kalan bu zamanı, çalışarak ve tekrarlar yaparak değerlendirin.
ZİRVE UZAK, HAVA SOĞUK VE TIRMANMAK ZOR DİYE YARI YOLDA VAZGEÇSEYDİ DAĞCILAR,
KİMSE EVERESTİ GÖREMEZDİ
Henüz yolun yarısı ve bitiş çizgisi uzak çok uzakta görünüyor biliyorum. Kendinize hedefinizi ve çizdiğiniz yolu hatırlatın. Yolunuzdan sapmış, tozlu topraklı yan yollarda, zorlukla ilerliyor olabilirsiniz. İlk fırsatta kontrolü ele alın ve kendi anayolunuza dönün.

 

Etiketler:

kdz ereğlihaber , ereğli haber , Zonguldak , didem akırmak ,

Yorumlar

Ev Ortamında Eğitimi ve Çocuğun Motivasyonunu Sürdürebilmek

20 Nisan 2020 Pazartesi 12:41

Uzman Klinik Psikolog Didem AKIRMAK

Ev Ortamında Eğitimi ve Çocuğun Motivasyonunu Sürdürebilmek

Ev Ortamında Eğitimi ve Çocuğun Motivasyonunu Sürdürebilmek (Korona Günlerinde Anne Babalar için Kurtarıcı Notlar)

Bugüne kadar farklı eğitim kurumlarında her kademede (anasınıfı-ilkokul-ortaokul-lise) okul psikoloğu olarak görev yaptım. Bu süreçte gözlemlediğim çok önemli bir nokta var; ‘’çocukları tenefüsten ayırıp derse girmelerini sağlamak çok zor bir iştir ’’. Belki de bugüne kadar anne babalar olarak okulda en zor işin bu olabileceğini hiçbirimiz hayal dahi etmezdik  Ancak şu günlerde her birimiz bunu tecrübe ederek görüyoruz. Çocuklarımızı oyalandıkları işlerden ayırıp uzaktan derslerinin başına, masanın başına, ödevin başına oturtmak için olağanüstü enerji harcıyoruz. Eskiden olmadığı kadar çatışıyor ve karşı karşıya geliyoruz. Sürecin zorluklarını hafifletmek ve sırtınızdaki yükü azaltmak adına nacizane birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum.
Öncelikle şunu ebeveynler olarak anlamalıyız. Bizim için bile yeni olan bu süreçte, yetişkinler olarak bizler dahi işlerimizi uzaktan yürütmekte sıkıntı yaşarken, günümüzü planlamakta, zamanı yönetmekte zorlanırken, birşeylerle oyalanıp birşeylere geç kalırken, ilk defa böyle bir durumu yaşayan, uzaktan eğitimlerle tanışan çocuklarımızın bu sürece hızlıca adapte olmalarını beklemek yanlıştır. Bu süreçte çocuklarınıza öğretmen olmaya çalışmayın. Çünkü değiliz. Öğretmenlik yapmaya çalıştığınızda annelik rolünüz ile çatışırsınız ve çocukta rol karmaşası oluşturmaktan öteye gitmez bu durum. Bu süreci ancak çocuklarımıza yol gösteren, mentorluk yapan ebeveynler olarak başarıyla atlatabiliriz.
Sınır çizmek, kuralları baştan belirlemek, sürecin nasıl işleyeceğini bilmek çocuğu rahatlatır. Kendini daha güvende hisseder, daha az bocalar, daha az sorun yaşar. Çocuğun ders izlerken ne zaman destek isteyeceğini, ne zaman öğretmeninden ya da sizden yardım alması gerektiğini, molalarında ne yapması gerektiğini baştan belirleyin. Zaten okuldan alışkın deyip süreci yönetmeyi çocuğa bırakmak yanlıştır. Çocuk günlük rutinini oluşturana kadar çocuğa biz mentorluk, yol göstericilik yapmalıyız.
Çocukların mutlaka ayrı bir çalışma ortamı olmalı. Sabah uyandığında pijamaları çıkarmalı, üstünü değişip derse hazırlanmalı. Giyinmek, kahvaltı yapmak, masasını, defterini hazırlamak, çocuğun zihnen ders mantığına hazırlanmasını sağlar ve derslere odaklanmasını kolaylaştırır. Bizler ebeveynler olarak çocuklarımıza model olmalıyız. Çocuk bir odada ders çalışırken evde de ders ortamı sağlanmalı.Bizler içeride gülüşüp, televizyonda birşeyler izlerken çocuğun yan odada dersine odaklanması imkansızdır. Bizler de kitap okuyarak örnek olabiliriz veyahut sessizce telefonumuzda vakit geçirerek çocuklarımıza kaliteli öğrenme imkanı sağlayabiliriz.
Çocuklarımızla birlikte haftalık çalışma programı yapmalıyız. Bu programda günlük olarak ders izleyeceği , ders çalışması ve ödev yapacağı, oyun oynayacağı, arkadaşıyla görüntülü konuşacağı, bilgisayar ya da tablet oynayacağı , kitap okuyacağı zamanlar belirlenmeli. Bu program görünür bir yere asılıp takip edilmeli. Çocuğun uymasını sağlamak için anne baba ve çocuk biraraya gelip sözlü ya da yazılı bir sözleşme yapabilir, bu durumu somutlaştırır ve çocuğun ciddiye almasını sağlar. Tablet ve bilgisayarı tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak içinden geçtiğimiz bu süreçte doğru değildir. Çocuklarımızın dışarıya çıkamadıkları şu günlerde, vakit geçirebilmek ve zihinlerini dağıtmak için bir süre bilgisayarda vakit geçirmeleri olağandır. Ancak bu süre sizin ve çocuğun arasında ders çalışma programında olduğu gibi bir anlaşmaya tabi olmalı ve takibi yapılmalıdır.
Bu süreçte çocuklarımızla konuşurkenki üslubumuz cesaretlendirici ve motive edici olmalı. Çocuklar ortaokula başladığı andan itibaren ergenlik dediğimiz uzun ve zorlayıcı bir sürece girerler. Bu yaş grubundaki çocuklarımıza ‘’hadi git dersini yap’’ tarzı yönlendirmelerle değil de daha çok ‘’Bugününü nasıl planladın, bugün hangi dersleri çalışmayı planlıyorsun, ne kadar vakit ayırmak daha çok öğrenmeni sağlar?’’ gibi sözlerle onlara kendilerinin sorgulayacakları ve sonunda yapacakları şeyi kendilerinin belirleyecekleri şekilde konuşulmalı, sorumlulukları hatırlatılmalıdır.
Okul öncesi yaş grubu ebeveyn desteğine ihtiyaç duyar fakat bu yaşta bile çocuklarımızın kendilerinin birşeyleri başarmalarına olanak sağlamalı, her şeyi onlar adına biz yapmaya çalışmamalıyız. Nihayetinde çocuklarımızın sorumluluk alma, kendi başına birşeyler başarabilme gibi beceriler kazanabilmesi de biz ebeveynlerin elindedir. Buna çocukların zamanını doldurmak için harcadığımız çaba da dahil. Ebeveynler olarak çocuklarımızla kaliteli vakit geçirmeli ve aile etkinlikleri yapmalıyız elbette ancak, bir süper kahraman gibi her anlarına yetişmek için koşturmamalıyız. Çocukların boş zamanlarının, sıkılacakları zamanlarının olmasının da sürecin doğal bir parçası olduğunu unutmamalıyız, böyle zamanlar çocuğumuza kendi kendini idare edebilme ve kendi zamanını yönetebilme becerisi kazandırır. Çocuklarınızın zaman zaman sıkılması normaldir, bunu kendinizde vicdan azabına çevirmeyin, aksi takdirde bu sizi yıpratmaktan öteye gitmez.
Bu sürecin uzaktan eğitimler ile aslında bir fırsat olduğu, kendisine daha çok zaman kaldığı çocuğa vurgulanmalı, eğer sınava hazırlanıyorsa ve bu durumu dezavantaj olarak görüyorsa bu süreçten tüm öğrencilerin eşit olarak etkilendiği ve aslında yine herkesin eşit durumda olduğu vurgulanmalıdır. Zaman zaman çocuklarımız bunaldıklarını zorlandıklarını dile getirdiklerinde, çocuklarımızla çatışmamalıyız. Çocuğunlukla çocuklar bu tarz söylemleri sizden destek ve güven almak için dile getirirler. ‘’Anlıyorum, bende bunalıyorum, zorlanıyorum, ama birbirimize destek olucaz, birbirimizin yanındayız, bu süreci birlikte atlatacağız yeterki birlikte belirlediğimiz kurallara uyalım bu günler daha kolay geçecek’’ diyerek çocuklarımıza yanında olduğumuzu ve sevgimizi göstermeliyiz.
Yaşadığımız bu dönemin bir başka sorunu da sınava hazırlanan öğrencilerin motivasyonunu yüksek tutmak. Bu konuya da bir sonraki yazımda değineceğim. Yaşadığınız benzer durumlar ve sormak istediğiniz sorular için bana instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz.

Didem AKIRMAK
UZMAN KLİNİK PSİKOLOG

İnstagram: klinikpsikologdidemakirmak

 

Yorumlar
  • Cemile
    20 Nisan 2020 Pazartesi 13:57

    Bugünlerinde bir birimize destekle atlatacağız kalemine saglık

Sosyal Medya Paylaşımlarımızdaki Tehlike

13 Nisan 2020 Pazartesi 12:24

İnstagram: klinikpsikologdidemakirmak

Sosyal Medya Paylaşımlarımızdaki Tehlike

Sosyal medya hayatımızın merkezine gelip yerleşti. Aslında bu yeni bir durum olmamasına karşın, bugünlerde, özellikle yeni kısıtlamalar ile birlikte daha çok çekildik kendi dünyalarımıza ve sosyal medya ile kurduğumuz iletişim yolumuz bizler için ekmek, su gibi birer ihtiyaç haline geldi.

Elbette iletişimde kalmanın ve sosyal bağlarımızı güçlü tutmanın özellikle bu süreçte ne kadar önem arz ettiğini her defasında vurguluyorum. Ancak dikkat çekmek istediğim konu, her birimizin saatlerimizi geçirdiğimiz sosyal medya üzerinden yaptığımız paylaşımlar aracılığı ile farkında olmadan çevremize verdiğimiz zararlar.
Birbirimize sosyal mesafeyi hatırlatmak ve sevdiklerimizin evde kalmasını sağlamak için yaptığımız paylaşımlarla, aslında farkında olmadan sevdiklerimizin, takipçilerimizin ruhunu yaralıyor olabileceğimizi hiç düşündünüz mü?
Sosyal medyada, özellikle ölümle sonuçlanmış vakalar ile ilgili ayrıntıları, cenaze ve defin işlemleri ile ilgili travmatize edici bilgi ve fotoğrafları, bilimsel olmayan kaynaklardan edinilmiş geleceğimiz ile ilgili kara senaryoları, şehir efsanesi haline gelmiş ancak gerçeklikle ilgisi olmayan detayları, hiçbir yetkiliden duyulmayan ama bir o kadar hızla yayılan marketçinizin, manavınızın hatta mahalle komşunuzun dahi hastalığı kaptığına dair bilgileri paylaşarak, sevdiklerimize ‘’lütfen evde kal’’ derken ...
Hiç düşünüyor muyuz?
Bu paylaşımlarla çocuklarımızın karşılaşabileceğini, umuda ve morale ihtiyaç duyan ve mücadele içinde olan Covid-19 hastalarının okuyabileceğini, takıntı, panik bozukluk, depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklarla boğuşan hastalarımızı daha da karamsar bir tabloya sürükleyeceğini ve semptomlarını ilerleteceğini..
Peki biliyor muydunuz psikolojik sağlığın, bağışıklığımızı yediğimiz, içtiğimiz besinler kadar etkilediğini? Ne kadar iyimser olur ve geleceğe umutla bakarsak, o kadar çabuk iyileşeceğimizi..
Her ne kadar paylaşımlarımızın amacı sosyal çevremizin olayları biraz daha fazla dikkate almasını ve evde kalmasını sağlayarak onları korumak olsa da, iyi niyetle çıktığımız bu yolda onları psikolojik olarak yaralayabileceğimizi ve bu hastalık geçtiğinde ruhsal dünyalarında kalıcı izler bırakabileceğimiz gerçeğini unutmamalıyız. Paylaşımlarımızı her yaşta ve durumda birçok kişiye ulaşabileceğini göz önüne alarak yapmalıyız.
Unutmayın bu günler geçecek ve birlikte iyileşeceğiz, ancak ruhsal yaralar bedensel yaralardan daha güç iyileşir.
Sağlıcakla kalın..

Etiketler:

kdz ereğlihaber , ereğli haber , Zonguldak , didem akırmaki ,

Yorumlar
  • Cemile
    13 Nisan 2020 Pazartesi 14:27

    Canım benim güzel yazıların devamı dileğiyle

  • Aycan
    13 Nisan 2020 Pazartesi 14:17

    Bu günler elbette geçecek onemli olan bedensel sağlığımızın yanında ruh sağlığımızı korumak

  • Babiş
    13 Nisan 2020 Pazartesi 14:13

    Böyle zor günlerde halkımızı ve hastalarımızı düşünerek yazdığın yazılarından dolayı kalemine sağlık.sizlere ihtiyacımız var.Allah sizleri ve milletimizi korusun.