Çevre düzenleme çalışmaları aralıksız sürüyor

3 Ocak 2019 Perşembe 16:32

Çevre düzenleme çalışmaları aralıksız sürüyor

Zonguldak’ın Ereğli ilçesine bağlı Gülüç Beldesi Başkan Demirtaş’ın çalışmaları ile her geçen gün daha da güzelleşiyor.

Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Demirtaş yeni yılda yaptığı çevre düzenlemeleri ile Gülüç’ü güzelleştirmeye devam ediyor. ‘Durmak Yok Yola Devam’ ilkesi ile çıktığı yolda her geçen gün çalışmalarıyla adından söz ettiren ve belde sakinlerinin beğenisini toplayan Demirtaş, yeni yılda da beldenin her köşesinde yaptığı çevre düzenlemesi ve çevrenin güvenliği ile Gülüç halkının her türlü hizmete layık olduğunu dile getirdi. Başkan Demirtaş konuşmasında şu sözlere yer verdi, “Yaşadığım beldeyi ve insanları gerçekten çok seviyorum. O yüzden hizmet ederken de işimi severek yapıyorum. Günümün çoğu halkımızın içinde geçiyor. Gülüç’e sadece alt yapı anlamında değil, yolların genişletilmesi, kaldırımlar, çocuk parkları, spor alanları, sahil düzenlemesi, meydan ve çevre düzenlemesi gibi birçok hizmetimiz oldu. Yaptığımız iş bittiğinde Gülüç’ün daha da güzelleştiğini görüyoruz. Hedefimiz Gülüç’ü elimizdeki imkanlar doğrultusunda yaptığımız her hizmet ile daha yaşanabilir bir kent haline getirmek. Bunun içinde şahsım ve belediye de ki çalışanlarımız, meclis üyelerimiz, muhtarlarımız ve halkımızla beraber çalışmalarımızı sürdüreceğiz” 

Yorumlar

Büyük madenci yürüyüşünün 28. Yılı

3 Ocak 2019 Perşembe 16:25

Büyük madenci yürüyüşünün 28. Yılı

4-8 Ocak 1991 Zonguldak-Ankara Büyük Madenci Yürüyüşü ’nün 28. Yıl dönümünde Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Yönetim Kurulu adına bir basın açıklaması yapan Genel Başkan Ahmet Demirci, Genel Maden İşçileri Sendikası’nın ve maden işçilerinin Madenci Feneriyle, ülkemizdeki hak ve demokrasi mücadelesini aydınlattığını söyledi.

GMİS Yönetim kurulu adına açıklamalarda bulunan GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, , Büyük yürüyüşün hak ve demokrasi mücadelesinde işçi sınıfı tarihine altın bir sayfa eklendiğini ifade ederek “4 Ocak tarihi; maden ocaklarımızı, demir-çelik fabrikalarımızı, enerji sektörümüzü, ülkemiz sanayisini, yani üretim kültürünü hedef alan ve uluslararası şirketlerin çıkarlarını koruyan politikalara karşı maden işçilerinin ve Zonguldak bölge halkının verdiği mücadelenin ülke sınırlarını aştığı gündür.1990 yılı içinde başlayan Toplu İŞ Sözleşmesi görüşmelerinden sonuç alınamayınca grev kararı alınır ve 30 Kasım 1990 tarihinde grev başlar. Maden işçileri öncülüğünde, başta madenci eşleri ve çocukları olmak üzere Zonguldak halkı 35 gün boyunca Zonguldak caddelerinde ve Sendika Genel Merkezi önünde haklı taleplerini dile getirir. Taleplere mesafeli duran Hükumet temsilcileri, maden ocaklarının kapatılması düşüncesini gündeme getirince yürüyüş kararı alınır. 
4 Ocak 1991’de yola çıkan yüzbini aşkın insan yol boyunca sloganlarla taleplerini dile getirir ve yeni katılımlarla yürüyüşe katılanların sayısı 150 binlere ulaşır. 
Madencinin haklı talepleri tüm dünyada duyulur. Genel Başkanı Şemsi Denizer ve Yönetim Kurulu öncülüğünde Türkiye’de ve dünyada örnek bir demokratik eylemi hayata geçiren madencinin önü Mengen’de kurulan barikat ile kesilir. Ocakların kapatılmayacağını açıklayan Hükümet ile görüşmelere geçilir ve 8 Ocak 1991 tarihinde madenciler Zonguldak’a döner. Madenciler, hak ve demokrasi mücadelesinde işçi sınıfı tarihine altın bir sayfa eklemiştir. 1994 yılında 5 Nisan Kararları’yla tekrar bazı maden ocaklarının kapatılması gündeme getirildiğinde maden işçileri ve bölge halkı aynı duyarlılıkla tepki göstermiş ve dönemin Hükumeti tarafından kararlar geri çekilmiştir. 
2016 yılında bazı müesseselerin özelleştirilmesi girişimlerine karşı eylemler yapılmış ve özelleştirme girişimi durdurulmuştur. 2017 yılında bir torba yasa düzenlemesiyle Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun uhdesinde bulunan maden sahalarının bölünerek özelleştirilmesi gündeme gelince, 6-7 Kasım 2017 tarihlerinde tüm maden havzasında ocaktan çıkmama eylemi hayata geçirildi ve tasarı Sendikamızın önerisi doğrultusunda değiştirildi. 
Maden İşçileri ve bölge halkı, işine aşına, ülkesinin ve milletinin geleceğine sahip çıkma yolunda sesini yükseltmeye ve demokratik haklarını kullanmaya hazırdır ve daima hazır olacaktır. 
Koklaşabilir özelliğiyle ülkemiz demir-çelik sektörünün, dolayısıyla sanayinin güvencesi olan Zonguldak Taşkömürü Havzamıza, TTK’ya ve ülkemizin doğal kaynaklarını tespit etmek için çalışan Maden Tetkik Arama Kurumu’na (MTA) sahip çıkmak ve yerli üretimi artırmak mecburiyetimiz var.1990 yılında yaşadığımız örnek grevin ve 4-8 Ocak 1991 tarihinde sesimizi dünyaya duyurduğumuz Büyük Yürüyüşün öncüsü Rahmetli Genel Başkanımız Şemsi Denizer’i şükranla anıyor, mücadeleye katkı yapan herkese saygılarımızı sunuyor, maden şehitlerimize ve terör saldırılarında hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.” 

Yorumlar

Vali Bektaş ZESOB’ta incelemelerde bulundu

3 Ocak 2019 Perşembe 15:56

Vali Bektaş ZESOB’ta incelemelerde bulundu

Zonguldak Valisi Erdoğan Bektaş, Zonguldak Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği İşletmeler Üstü Eğitim Merkezinde (ZESOB) incelemelerde bulundu.

Zonguldak Valisi Erdoğan Bektaş, 1990 yılında MEKSA Vakfı tarafından kurulan 2000 yılında bir protokolle Zonguldak Esnaf Odaları Birlik Başkanlığı, TSO, İl Özel İdaresi İle 7 Meslek Odasının ortağı olduğu Zonguldak Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği İşletmeler üstü Eğitim Merkezinde (ZESOB) incelemelerde bulundu. İncelemelere TTK Genel Müdür Yardımcısı Muharrem Kiraz, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Demir ve Esnaf Odaları Birlik Başkanı Muharrem Coşkun katıldı. 
Mesleki Eğitim ve yeni teknoloji konularında hizmet vermenin yanı sıra çeşitli maden makinaları üretimi iyileştirme ve tamiratları yapan merkezdeki atölyeleri tek tek gezen Vali BEKTAŞ çalışanlarla sohbet ederek Merkez Müdürü Soner Kabasakal’dan bilgi aldı. Vali Bektaş, merkezin daha da gelişmesi yönündeki, bilgi, tecrübe, görüş ve önerilerini yetkililerle paylaştı. 

Yorumlar

Çenesi kırılmış halde bulunan köpek tedavi altına alındı

3 Ocak 2019 Perşembe 15:41

Çenesi kırılmış halde bulunan köpek tedavi altına alındı

Zonguldak'ta, çenesi kırık halde Bülent Ecevit Üniversitesinde öğrenim gören bir grup öğrenci tarafından bulunan sokak köpeği tedavi altına alındı.

Sosyal medya üzerinden başlatılan kampanyaya İl Emniyet Müdürü A. Metin Turanlı da köpeğin tedavisine destek verdi.
Kozlu ilçesinde sokakta yaralı ve bitkin halde 'Golden' cinsi sokak köpeği bulan bir grup üniversite öğrencisi, çenesi kırık olduğu için beslenemeyen köpeği, özel veteriner kliniğine götürüldü. "Paşa" adı verilen 'Golden' cinsi sokak köpeğin tedavisine Veteriner hekim Gökmen Koç, tarafından hemen başladı.
BEÜ öğrencileri sosyal medya hesapları üzerinden "Paşa" adını verdikleri köpeğin tedavi masrafları için yardım kampanyası başlattı.
Yardım kampanyasına İl Emniyet Müdürü Metin Turanlı da duyarsız kalmadı. Emniyet Müdürü Turanlı, köpeğin fotoğrafının paylaşıldığı sosyal medya hesabına yorumda bulunarak köpeğin tedavisi için destek olunacağını ayrıca yaralanmasıyla ilgili de araştırma yapılacağını ifade etti. Üniversite öğrencileri de köpeğin tekme atılması sonucu çenesinin kırılmış olabileceğini iddia etti. Köpeğin bulunduğu Kozlu İlçe Polis Merkezi Amirliği de köpeğin nasıl yaralandığını tespit etmek için çalışma başlattı. Veteriner kliniğine gelen bir polis, köpeğin durumu hakkında bilgi aldı.
Veteriner hekim Gökmen Koç, köpeğin çenesinde meydana gelen kırık nedeniyle bugün ameliyat edileceğini söyledi. Köpeği yaklaşık 45 gün gözetim altında tutacaklarını anlatan Koç, şöyle dedi:
"Geldiğinde genel durumu iyidi ve korkmuştu. Bir tramvaya maruz kalmış. O travma konusunda da bir tekmemi trafik kazasımı bir gözü sakat görmüyor. Gözü tamamen burada alınmış. Akşam vakti bir başka köpek sürüsünden kaçarken de sert bir yere çarpma ihtimali var. Nedenler araştırılıp öğrenebilir mobese kayıtlarından çünkü bunlar sokakta yaşayan hayvanlar devamlı sokakla iç içeler. İnşallah görülen bir kısımda olmuştur. Ama araba kazasına anımsatmıyor. Daha çok bir sivri çünkü sadece lokal olarak bir bölgeden kırık oluşmuş. Surat tamamen dağılmamış. Araba kazası olsa Allah muhafaza surat tamamıyla dağılabilirdi. Ama toparlayacak Allah'ın izniyle genel durumumuz iyiye gidiyor. Yeme içme yerinde ama bugünden sonra o tarz katı gıdalar en azından 45- 60 gün arası yemeyecek. Sabah öğle akşam biz elle ağızda da devamlı maske olacak şekilde o bölgeyi oynatamayacak şekilde ağız yolu ile besleme yapacağız sıvı gıdalarla ama paşamızın durumu iyi maşallah. Duyarlı insanların iyi insanların olması çok güzel bir şey onların sayesinde bizde müdahale edebiliyoruz çünkü gerçekten bunlar bir emek bir masraf Allah razı olsun hepsinden güzel insanlar iyi ki varlar. Onların sayesinde bizde elimizden geldikçe daha fazla daha daha fazla cana bakacağız. 10 günde bir röntgenimiz olacak ağız bölgesinin 45 gün besleme ağızdan bu iyileşme çok geç olacak. Hareketli bir bölge olduğu için ez az 45 gün bizimle olacak" dedi.

Yorumlar

Üç tür yunusun nesli tükenme tehlikesi yaşıyor

3 Ocak 2019 Perşembe 15:33

Üç tür yunusun nesli tükenme tehlikesi yaşıyor

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen, Karadeniz’deki üç tür yunusun neslinin tükenme tehlikesi yaşadığını ve bundan sonraki alınacak olan tedbirlerin yunusların korunmasına yönelik olduğunu ifade etti.

Trabzon’da bir akademisyenin, Karadeniz’de canlı yaşamının normale dönmesi için kontrollü yunus avına izin verilmesi gerektiğine yönelik sözleri tepki gördü. Bülent Ecevit Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Mustafa Sözen, yunusların memeli hayvan olduğunu ve balıklar gibi yumurta ile çoğalmadığını 5 ila 15 yıl arasında eşeysel üremeye ulaştığını vurguladı.
Yapılan açıklamanın bilimsel hatalar içerdiğini ifade eden Sözen, yunusların hızlı bir şekilde üremesinin söz konusu olmadığına dikkat çekti. Sözen, “Benim asıl uzmanlık alanım Türkiye’nin memeli hayvanlarıdır. Ancak Zonguldak’ta görev yaptığım için son 3-4 yıldır özellikle yunus gözlemlerine başladık. Gezerken gördüğüm ölü yunusları görmekle başladı. Hatta şu anda bir doktora öğrencim Zonguldak çevresindeki yunusların gözlemlenmesi, kıyıya vurmuş ölü yunuslardan doku örnekleri alarak ölüm nedenlerinin araştırılması hem de davranışlarının gözlenerek ölüm nedenlerinin ortaya konulması ve sonraki dönemlerde korunması için çalışmalar yapıyoruz. Bunları yaparken de Karadeniz bir göl gibi iç deniz şeklinde. Buna çevre olan ülkeler var. Çalışmayı yaparken bu gruplarla da sıkı diyaloga başladık. İstanbul Üniversitesi’nden Arda Tomay hoca var. Ukrayna’dan, Gürcistan’dan görüştüğümüz ekip var. Dolayısıyla bu konuda epeyce bilgi, birikimimiz oldu. Basında iki gün önce yunusların özellikle hamsileri tükettiği, bir yunusun günde 70 kilogram kadar hamsi tükettiği ve bunların kontrollü şekilde avlanması gerektiğinde bir haber gözüme çarptı. Haber açıkçası beni oldukça şaşırttı ve içinde ciddi bilimsel hatalar vardı. Birincisi yunuslar balık değil ve memeli hayvanlardır. Düşünüldüğü gibi hızlı bir şekilde üremesi söz konusu değildir” diye konuştu.
“Yetişkin ölümleri popülasyonlara çok ciddi zarar vermektedir”
Afalina, Liman Yunusu ve Tırtak türünde Karadeniz’de üç yunus türünün olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mustafa Sözen, “Karadeniz’de üç tane yunus türü var. Bunlardan birincisi Afalina türüdür. Sürü halinde ve oynarken sudan sıçramasını seven bir memelidir. 500 kilograma kadar ulaşabiliyor. Karadeniz’deki en büyük tür budur. 500 kilogramlık bir Afalina olsun günlük tüketimi 20 kilogramdır. İki tür daha Karadeniz’de yunus var. Bunun bir diğeri liman yunusudur. Kıyılara en çok yaklaşan ve liman içine girer. En büyüklerinin erginlerinin boyu 1.5 metre ve 60 kilogramı geçmez. En büyüğünün tükettiği balık miktarı 6-7 kilogramdır. Popülasyonun tamamı da en büyüklerden meydana gelmez. Genci vardır, yaşlısı vardır, çocuğu vardır. Diğer yunus türümüz kıyıya çok fazla yaklaşmayan çok hızlı olan ve yüzerken sıçrayan bir türdür. Tırtak, boyları 2.5 metreye kadar ulaşabiliyor. Ağırlıkları da 136 kilograma kadar ulaşabiliyor. Bunlar da en büyükleri ancak 6-7 kilogram kadar balık tüketebiliyorlar. Bunlar balık değildir, yumurta ile çoğalamazlar. İnsanlar gibi her seferinde sadece bir yavru yapabiliyorlar. Bunlardan bir tanesinin eşeysel olgunluğa ulaşması türüne göre 5 ila 15 yıl arasında değişebiliyor. Besin zincirinin tepesinde olan yırtıcı hayvanlar oldukları için hiçbir yırtıcı hayvanın üremesi çok hızlı değildir. Bir aslan, kartal çok hızlı üreyemez. Üreme hızları çok yavaş olduğu ve eşeysel üreme süreleri uzun olduğu için özellikle yetişkin ölümleri popülasyonlara çok ciddi zarar vermektedir. Karadeniz kapalı bir deniz olmasından dolayı buradaki üç yunus türü de Karadeniz’in dışına çıkmıyorlar. O yüzden bu popülasyonların tamamı Karadeniz’deki korunmasına bağlıdır. 1920’lerden 1970’lere kadar bu yunuslar ticari bir şekilde avlanmış. Bu popülasyonlar daha sonra ciddi miktarda azaldığı için hem de Dünya Doğayı Koruma Birliği tarafından bu türlerden iki tanesi nesli tehlikede olduğu için o büyük olan türümüz Afalina ve Liman Yunusu” diye ifade etti.
“Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur, hapis cezası karşılığı vardır”
Yunusların Karadeniz’deki popülasyonlarının aşırı azalmasına bağlı olarak Türkiye’de bu türlerin avlanmasının yasak olduğunu belirten Prof. Dr. Sözen, “Karadeniz’deki popülasyonlarının aşırı azalmasına bağlı olarak Türkiye’de bu türlerin avlanması yasaktır. Eğer siz nesli tehlike altındaki hayvanı veya bitkiyi yok ederseniz TCK’da kabahat değil direk suçtur. Ve hapis cezası olarak karşılığı var.
Eldeki bütün verilere göre bu yunus popülasyonlarının Karadeniz’deki sayısı çok az ve azalmakta olduğunu gösterdiği için ve Türkiye’de Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin nesli tükenme noktasındaki türleri korumasına taahhütte bulunurken, eldeki hiçbir bilimsel veri olmadan bunların sayılarının çoğaldığı ve öldürülmesinin demek ve beslendikleri balık miktarları belli iken 70 kilogram hamsi tükettiği gibi bilimsel gerçeklerle hiç ilgisi olmayan rakamlar ortaya koymak, bu yüzden bunları öldürelim gibi söylemler ortaya konursa bu çeşitli nedenlerle yunusları öldürmeyi düşünen insanlar için gerekçe haline gelir. İnsanların bunları öldürmesi için gerekçe haline gelir. Bütün balıkçıları ve denize açılan bütün insanlarımızı uyarmak istiyorum. Karadeniz’deki üç yunusun nesli tehlikededir. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından korunan türlerdir. Bunların avlanması kesinlikle yasaktır. Tam aksine alınacak olan tedbirlerin bu üç türün korunmasına yöneliktir” diye belirtti.
Sözen ve ekibi, geçen yıl Zonguldak’ın Filyos beldesinde gözlem yaptıkları sırada balıkçıların yunusları tüfekle öldürdüğünü fotoğraf çekerek tespit etmiş ve yunusların öldürülmesi kamuoyunda geniş yer bulmuştu.

Yorumlar