A.Sofular Köyü’nün su ve yol problemi çözülüyor

16 Haziran 2020 Salı 12:49

A.Sofular Köyü’nün su ve yol problemi çözülüyor

Zonguldak’ın Ereğli ilçesine bağlı A.Sofular Köyü’nde su ve yol probleminin çözülmesi için Kaymakam İsmail Çorumluoğlu ve AK Parti Kdz. Ereğli İlçe Başkanı Fatih Çakır incelemelerde bulundu.

AK Parti Kdz. Ereğli İlçe Başkanı Mehmet Fatih Çakır, köylerde yaşayan vatandaşların sorunlarının çözümü noktasında çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini söyledi.
A. Sofular köyünün talepleri doğrultusunda, Kaymakam İsmail Çorumluoğlu ve İl Genel Meclisi üyeleriyle birlikte inceleme ziyareti gerçekleştirdiklerini belirten Çakır “A. Sofular köyümüzün bizden üç talebi vardı. Biri köyün su ihtiyacının giderilmesi için seksen tonluk bir su deposu yapılması, ikincisi, buna takviye olarak eski su deposunun işler hale getirilmesi, üçüncüsü de A. Sofular’ı Yeşilköy’e bağlayan bir bağlantı yolunun yapılmasıydı. Kaymakamımız ve İl Genel Meclisi üyelerimizin katılımıyla yerinde inceleme gezisi gerçekleştirdik. Bu kapsamda Sayın Kaymakamımız İsmail Çorumluoğlu, su deposu ve eski deponun işlerlik kazanması konusunda kaymakamlığımızın gereken desteği vereceğini, yol konusunda da gerekli çalışmaların başlatılacağını ifade etmiştir. Köylerde yaşayan vatandaşlarımızın tüm sorunları gündemimizdedir. Çalışmalara katkı veren başta Kaymakamımız İsmail Çorumluoğlu olmak üzere, İl Genel Meclisi üyelerimize ve tüm diğer yetkililere teşekkür ediyorum” dedi.
Çakır, arazi çalışmalarının yürütüldüğü yaz ayları boyunca, köylerin sorunlarını yakından takip etmeyi sürdüreceklerini ifade etti.

Etiketler:

Kdz.Ereğli , Ereğli , Haber , Zonguldak ,

Yorumlar

Vali Bektaş bu sözler ile veda etti...

16 Haziran 2020 Salı 12:42

Vali Bektaş bu sözler ile veda etti...

Zonguldak Valiliği görevinin ardından Mülkiye Başmüfettişliği görevine atanan Erdoğan Bektaş, Valilik binası önündeki vedalaşma töreninin ardından kentten ayrıldı. Zonguldak doğumlu olan Bektaş, "Projelere sahip çıkın" hatırlatmasında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından Zonguldak Valiliği görevinden Mülkiye Başmüfettişliği görevine atanan Vali Erdoğan Bektaş için Valilik binası önünde tören düzenlendi. Vedalaşma programına İl Jandarma Komutanı Albay Gönen Süslü, Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı, Belediye Başkanı Ömer Selim Alan'ın yanı sıra siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
İlk olarak gazeteciler ile vedalaşan Bektaş, "Gidiyoruz hakkınızı helal etmenizi istiyoruz. Zonguldak benim memleketim tekrar yine geleceğiz. Sıkıntı yok. İşlerimizi takip edeceğiz. Sizlere güveniyoruz. Ben hiçbir projeyi durdurmadım. Benim projelerim de devam edecek. Çok daha güzel bir Zonguldak ile buluşacağız. Allaha ısmarladık" dedi.
Ardından protokol üyeleri ile vedalaşan Vali Erdoğan Bektaş, maske ve mesafenin önemine dikkat çekti. Bektaş, " Maalesef sarılıp ayrılamayacağız. Sosyal mesafeli bir ayrılık olacak. Rakamlara bakıyoruz. Zonguldak'ta Allah'a şükür öyle bir durum yok. Ama bu olmayacağı anlamına gelmez. Komşularımızda yeni başlayan yasaklamalara başlayan iller var. Zonguldak yeteri kadar tecrübe edindi. Bu işi öğrendi. Çok basit. Sağlık Bakanımız açıkladı. Maske ve mesafe ile elimizi yüzümüzü sıkça yıkayacağız. Evde hapsolmaktan daha iyi. Tercihleri kararları öyle vereceğiz. Bu yaz günü evde hapsolmak mı yoksa maske ve mesafe ile dikkat etmek mi? Çok teşekkür ediyorum. Biz Zonguldak'ın artık bir parçasıyız. Bundan sonra diyaloğumuz devam edecek. Elimizden geldiği kadar bir şey yapmaya çalıştık. Ben herkese teşekkür ediyorum. Hakkınızı helal edin. Hakkımı helal ediyorum" dedi.
Vali Erdoğan Bektaş, geçen Nisan ayında sağlık çalışanlarına yönelik söylediği sözler nedeniyle tepkilere neden olmuş ardından sağlık çalışanlarından özür dilemişti. Bektaş, alkışlarla aracına binerek kentten ayrıldı.

Etiketler:

Kdz.Ereğli , Ereğli , Haber , Zonguldak , erdoğan bektaş , vali ,

Yorumlar

Temiz hava için çözüm...

16 Haziran 2020 Salı 12:25

Temiz hava için çözüm...

Nükleer Enerji Mühendisi Alim Kırışık, “Enerji ihtiyacını karşılamak için hava kirliliğine sebep olan fosil yakıt santralleri yerine yenilenebilir enerji ve nükleer enerji kullanılmalı. Temiz hava için fosil yakıt kullanımına ‘dur’ denilmeli” dedi.

Fosil yakıtların neden olduğu hava kirliliği, korona virüs (Covid-19) salgınında öne çıkan gündem maddelerinden biri oldu. Araştırmacılar, korona virüs salgınıyla açığa çıkan hava kirliliği tehlikesinin ve karantina sürecinde azalan endüstriyel faaliyetler nedeniyle geçici olarak görülen temiz havaların, uzun soluklu bir değişimi beraberinde getirmesi umudunu taşıyor. Bilim insanlarına göre eğer yakıt emisyonu sıfıra indirilirse, ortalama yaşam süresi bir yıl artacak. Buna paralel olarak atılacak diğer adımlarla ortalama yaşam süresi 30 aydan fazla artırılmış olacak.
'European Heart Journal’ bilim dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, hava kirliliği dünya genelinde insan ömrünü ortalama 3 yıl kısaltıyor. Her yıl bu sebeple 8.8 milyon erken ölüm gerçekleşiyor. Araştırmayı yorumlayan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Halk Sağlığı, Sağlığın Çevresel ve Sosyal Etkenleri Direktörü Dr. Maria Neira, bu verilerin hükümetlere ekonomilerini yeniden şekillendirme konusunda rehber olması gerektiğini belirterek, "Maskelerimizi sonunda yüzümüzden çıkardığımızda temiz hava solumaya devam etmek istiyoruz. Eğer gerçekten dünyamız, ülkelerimiz ve toplumlarımızın sağlığı ile ilgili kaygılarımız varsa, kaynağı fosil yakıt olmayan bir enerji üretim şekli bulmalıyız" ifadelerini kullandı.
Dünya genelinde, pandemi ile mücadele kapsamında fabrikalarda üretimin durması, seyahat, karantina ve sokağa çıkma kısıtlaması gibi uygulamalar sonucunda Avrupa şehirlerinde hava kirliliği seviyeleri, 2019 yılına kıyasla ortalama yüzde 45 oranında azaldı. Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) uydudan çekilen görüntülerinde de hava kirliliğinin azaldığı belirgin şekilde görülüyor.

Daha sağlıklı ve yeşil iyileşme
Kuzey İtalya gibi havası çok kirli bölgelerde salgının etkisinin yüksek olması, 2003 yılındaki SARS salgını ile kirli hava arasında bir bağlantı olması, dikkate değer olgular arasında gösteriliyor. Harvard Üniversitesi’nde bir grup bilim insanı tarafından yapılan bir araştırma, hava kirliliğinin ülke genelindeki Covid-19 kaynaklı yüksek ölüm oranlarıyla bağlantılı olduğunu vurguluyor. Ancak bu ve benzer araştırmalarla ilgili uzmanlar halen tartışmaya devam ediyor.
Covid-19 salgınında hava kirliliğinin etkisinin henüz kesinlik kazanmadığını dile getiren DSÖ Direktörü Dr. Neira, “Elimizde ölüm oranının artışıyla doğrudan bağlantılı bir kanıt bulunmuyor ama hava kirliliğine maruz kaldığınızda, hastalıktan daha ciddi bir şekilde etkilenme ihtimalinin arttığını biliyoruz. Fakat araştırmalar hangi sonucu ortaya koyarsa koysun, en mühim mesele, Covid-19’dan sonraki iyileşmenin sağlıklı bir iyileşme olacağından emin olmamız gerektiğidir. Çünkü korunmasızlığımızı azaltmak istiyoruz” değerlendirmesini yaptı.
DSÖ olarak, insanların karantina süresince gördükleri temiz gökyüzünü fotoğraflamalarını istediklerini kaydeden Neira, “Bu temiz anıları daha sağlıklı ve yeşil bir iyileşmeye ilham vermek için kullanabiliriz” şeklinde konuştu. “Ancak ekonomik argümanlar da sunulmalı” diye ekleyen Neira, fosil yakıtların faydalandığı sübvansiyonların, hava kirliliğinin insan sağlığına zararı ve sağlık hizmetlerine eklenen yüklü masrafların altını çizdi.

11 bin kişi ölümden kurtulmuş olabilir
Fosil yakıtların neden olduğu hava kirliliğine uzun süre maruz kalmak kardiyovasküler ve solunum yolu hastalıkları riskini de artırıyor. Son dönemde yapılan birçok araştırma, salgın döneminde hava kirliliğinin azalmasıyla binlerce kişinin hayatının kurtulduğunu ortaya koyuyor. Finlandiya merkezli Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi (CREA), korona virüs tedbirleri ile sokağa çıkma kısıtlamaları uygulanan Avrupa'da, temizlenen hava sebebi ile mart ayından 24 Nisan’a kadar geçen 1 aylık dönemde, bin 700’ü İngiltere’de olmak üzere toplam 11 bin kişinin hava kirliliği kaynaklı ölümden kurtulduğunu hesapladı. CREA uzmanlarından Lauri Myllyvirta, “Virüse karşı alınan önlemlerin amaçlanmamış bir sonucu olarak hava kirliliği seviyeleri düşüyor, fakat bu bir ‘umut ışığı’ olarak görülmemeli. Ancak bu, hava kirliliği kaynaklı çok sayıdaki ölümün nasıl doğallaştığını bize gösteriyor ve temiz enerjiye geçiş yaparsak nelerin kurtarılabileceğine dikkat çekiyor” diye konuştu.

Temiz hava için küresel çaba gerekiyor
Türkiye'de de pandemi döneminde alınan uygulama ve önlemlerle 29 büyükşehirde hava kirliğinin azaldığı gözlendi. İstanbul’dan kilometrelerce uzakta bulunan Uludağ'ın karlı zirvelerinin fotoğraflarının çekilebilmesi, bir ‘şehir efsanesi’ni gerçeğe dönüştürürken, bu dönemin de simgelerinden biri oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, korona virüsle mücadelenin bu dönemde hava kirliliğinin azalmasında etkili olduğunu belirterek, hava kalitesinin sağlık için önemine dikkat çekti. Toros, "İnsanların soluduğu havanın kalitesi de solunum sistemlerimizin çalışmasını etkiler. Hava kalitesinin iyi olması korona virüsle mücadelede lehimize savaşmasına ve bizim safımızda yer almasına katkı sağlıyor. Hava kirliliğinin insan sağlığına ve çevreye verdiği zarar konusunda tüm dünyada farkındalık ve duyarlılık oluşturulması ve salgın hastalık sonrasında da hava kalitesinin iyi olması için küresel çaba gösterilmesi beklenilmektedir" ifadelerini kullandı.

Ortak sorun fosil yakıt kullanımı
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan, 'Türkiye 2019 Hava Kirliliği Raporu'nda, Türkiye'de, kent ölçeğinde en az 75 milyon kişinin kirli hava soluduğunu ortaya koydu. Buna göre hava kirliliğinin en yoğun olduğu kentler; Bursa, Adana, Ankara, İstanbul, Iğdır, Şırnak, Muş, Manisa, Kahramanmaraş, Karabük, Çanakkale, Denizli, Zonguldak, Edirne-Keşan ile Şanlıurfa.
Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, bu raporla ilgili yaptığı açıklamada, Covid-19 salgını önlemleri sonucunda hava kalitesinde oluşan geçici iyileşmenin sadece bu döneme özgü olduğunu, hava kirliliğinin azalması için kalıcı çözümlerin üretilmesi gerektiğine dikkat çekti. Kirliliğin sanayi, ısınma ve taşıtlardan kaynaklandığını ifade eden Bozoğlu’na göre ortak sorun, fosil yakıt yakılması sonucu oluşan kirlilik. Bozoğlu, Türkiye’deki durumu ise şu sözlerle özetledi:
"2014‘ten bu yana hava kalitesine dair yayımladığımız raporlar incelendiğinde, neredeyse bütün kentlerimizde hava kalitesinin her yıl gittikçe kötüleştiği ve 5 yıldır üst üste tüm şehirlerde kirli hava solunduğu görülebilmektedir."

Mücadele mümkün
Hava kirliliğine kontrolsüz fosil yakıt kullanımı ile kontrolsüz yakılan maddelerin havada birikmesinin yol açtığını dile getiren Nükleer Enerji Mühendisi Alim Kırışık ise Türkiye gibi enerjisinin büyük bölümünü fosil yakıtlardan karşılayan ülkelerde hava kirliliğinin sınır değerlerin üstünde olduğunu söyledi. “Enerji ihtiyacını karşılamak için hava kirliliğine sebep olan fosil yakıt santralleri yerine yenilenebilir enerji ve nükleer enerji kullanılmalı. Temiz hava için fosil yakıt kullanımına ‘dur’ deyin” şeklinde konuşan Kırışık, toplu taşımanın yaygınlaştırılmasının, elektrikli taşıtların geliştirilmesinin ve benzin gibi fosil yakıtların bireysel tüketiminin azaltılmasına yönelik çalışmaların da hava kirliliği ile mücadeleyi güçlendireceğine işaret etti. "Fosil yakıtlar ile hava kalitesi arasındaki ilişkiyi anlatmak için Almanya örneğini vermek istiyorum" diyen Kırışık, şöyle devam etti:
"Almanya, Fukuşima’nın hemen ardından elektrik üretiminde yüzde 25 gibi ciddi bir paya sahip olan 17 nükleer güç santralini 2022’ye kadar kapatma kararını almıştı. 2011 yılından bugüne kadar geçen yaklaşık 9 yıla baktığımızda, Almanya’nın enerji sektöründe oldukça riskli bir yola doğru ilerlediğini görüyoruz. Şu anda işletmede olan 6 nükleer santrali elektrik ihtiyacının sadece yüzde 12.36’sını karşılıyor. Alman hükümetinin bu sürede çevre dostu elektrikli taşıtların kullanımını teşvik eden politikalar izlemesi, ekonomik büyümesi, nüfus artışı ve çeşitli diğer faktörler nedeniyle ülkede elektrik enerjisine olan talep ve ihtiyaç arttı. Nükleer enerjinin yokluğundan doğan enerji boşluğuna bu artan talep de eklenince, enerji ihtiyacı çoğunlukla kömür santralleriyle giderilmeye çalışıldı. Bu durum, sera gazlarında ve santrallerin işletildiği bölgelerde ciddi sağlık problemlerinin kaynağı olan hava kirliliğinde artışlara sebep oldu. Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu’nun (National Bureau of Economic Research-NBER) yayınladığı rapora göre, Almanya’da her yıl hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı bin yüz kişi daha arttı. Almanya’nın nükleer enerjiyi tamamen saf dışı bıraktığında doğacak enerji açığını yenilenebilir enerji kaynakları ile karşılayabilip karşılayamayacağı da ayrı bir merak konusu. İklim değişikliği ve hava kirliliği için önlem alırken, enerji ve ekonomi açısından da büyüme sağlamak istiyorsak, şu anda nükleer enerjiden daha iyi bir alternatifimiz yok. Türkiye bu konuda Akkuyu Nükleer Santrali ile atağa kalktı. Güneş, rüzgar ve hidroelektrik gibi temiz enerji seçenekleri arasına günün 24 saati, hiçbir hava koşuluna bağlı olmaksızın elektrik üreten nükleeri eklemek, enerji arzını güvenceye almak demektir. Bu pandemi sürecinde nükleer santrallerin kesintisiz elektrik üretmesi, enerji ihtiyacının güvenceye alınmasında ne kadar önemli olduklarını ortaya koydu."

Etiketler:

Kdz.Ereğli , Ereğli , Haber , Zonguldak , temiz enerji , nükleer enerji ,

Yorumlar

51 yılda 306 bin ’kene avcısı sülün' tabiata salındı

16 Haziran 2020 Salı 12:20

51 yılda 306 bin ’kene avcısı sülün' tabiata salındı

Doğa Koruma ve Milli Parklar Samsun 11. Bölge Müdürlüğü Gelemen Sülün Üretme İstasyonu 51 yılda 306 bin 675 sülün üreterek tabiata bıraktı. ’Kene avcısı’ olan sülünler Samsun’da üretilerek Türkiye’ye dağıtılıyor.

Gelemen Sülün Üretme İstasyonunda yılda ortalama 14 bin sülün üretilerek, Türkiye’nin çeşitli illerinde doğaya salınıyor. Tesis bu yıl 16 bin adet sülün üretmeyi hedefliyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yerli kuşlardan olan ve nesli hızla azalan sülünün tabiatta azalan popülasyonunu desteklemek amacıyla Yaban Hayvanı Üretme İstasyonları tesis edilmesi kapsamında 1969 yılında Samsun Tekkeköy ilçesinde Gelemen Sülün Üretme İstasyonu kuruldu. İstasyon Samsun-Ordu karayolu üzerinde şehir merkezine 20 km mesafede ve 1,1 hektar araziye sahip.
Erkekleri çok renkli uzun kuyruklu süslü, dişileri kül rengi, açık veya koyu kahverengi gri renklerde olan sülünler, kanatları küçük olmasına rağmen hızlı uçabilmekte fakat uzun mesafe kat edemiyorlar. Doğu Karadeniz ve Marmara Bölgelerinde tarlaların ormanla karıştığı yerlerdeki kısa boylu bitkilerin dibi, sulak alanlar, açık araziler, ağaçlık araziler, fundalıklar ve orman kenarlarında yaşarlar. Sülünlerin doğadaki başlıca yiyecekleri arasında tahıllar, bitki tohumları, meyveler ve yeşil filizler yer alır. Bunların yanı sıra eklem bacaklı böcekler ile bunların larvaları, karıncalar, çekirgeler, örümcekler, sinekler, salyangozlar ve solucanlarla da beslenirler.
Sülünlerin üreme dönemi mart ayında güneşli gün sayısının artmasıyla başlar ve haziran ayının sonuna kadar devam eder. Yeşilimsi griden yeşil zeytin rengine çalan ortalama 35 gram ağırlığında yumurta üretirler. Dönem boyunca bir sülün ortalama 40-70 yumurta yapabilirken, normal şartlarda kuluçka süreleri 24 gündür. Kuluçkadan çıkan civcivler, gerekli sıcaklık, ışık ve havalandırma ortamının sağlandığı büyütme kafeslerine alınırlar. Sülünler, 6-8 haftalık olunca tabiata adaptasyonunu ve kanat gelişimini tamamlaması için doğal yaşam ortamlarına benzer voliyerlerde 2 hafta geçirmekte ve 8-10 haftalık dönemlerde doğaya yerleştirmeleri yapılmakta.

306 bin 675 adet sülün üretilerek yaşamlarına elverişli sahalara salındı
Gelemen Sülün Üretme İstasyonu kurulduğu tarihten bu güne kadar 306 bin 675 adet sülün üretilerek Tarım ve Orman Bakanlığı tahsis programları dâhilinde Samsun, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun Ordu, Sinop, Çorum, Bolu, Zonguldak, Bartın, Karabük, Kocaeli, Adapazarı, Bursa, İstanbul, Edirne, Kırşehir, Kastamonu, Malatya, Adana, Nevşehir, Ankara ve Tokat illerinde yaşamlarına elverişli sahalara salındı. 2003 yılından itibaren Samsun’un Bafra ilçesi Kızılırmak YHGS, Gölardı YHGS, Bafra Kayabaş Mevkii, Çetinkaya YHYS, Akteke YHYS’larına toplamda 60 bin 446 adet sülün yerleştirildi. Tesiste yılda 14 bin adet sülün üretimi gerçekleştiriliyor. 2020 yılı üretim çalışmaları devam etmekte olup, 16 bin adet sülün üretimi hedefleniyor. Üretilen sülünler Tarım ve Orman Bakanlığı tahsis programı doğrultusunda doğaya yerleştirilecek.

Etiketler:

Kdz.Ereğli , Ereğli , Haber , Zonguldak , sülün ,

Yorumlar

Havalandırma boşluğunda sıkışan baykuşlar kurtarıldı...

16 Haziran 2020 Salı 12:09

Havalandırma boşluğunda sıkışan baykuşlar kurtarıldı...

Zonguldak'ın Alaplı ilçesi Cambazlı köyünde bir evin banyo havalandırma boşluğuna yuva yapan nesli tükenmekte olan bozbaykuşun 6 yavrusuna bir ay boyunca ev sahibi baktı. Boşluktan çıkamayacak büyüklüğe ulaşan baykuşlar, itfaiye ekiplerince alınarak Doğa Koruma ve Milli Parklar Zonguldak Müdürlüğü görevlilerine teslim edildi.

Cambazlı köyünde bir ay önce nesli tükenmekte olan bozbaykuş bir evin banyo havalandırma boşluğuna yuva yaptı. Gece evin içinden sesler geldiğini duyan Yalçın ailesi, havalandırma boşluğunu açınca ilginç gerçekle karşılaştı. Havalandırma boşluğunda 6 baykuş yavrusu olduğunu gören aile, henüz uçamayan yavrulara ses ve kokuya rağmen sahip çıktı. Anneleri tarafından büyütülen yavruları bir ay boyunca her gün kontrol ederek bakan Mehmet Yalçın, uçma seviyesine gelen baykuşlar boşluktan çıkamama büyüklüğüne ulaşınca Alaplı Belediyesi İtfaiye Müdürlüğünü aradı. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, kuşları bulundukları yerden alıp Doğa Koruma ve Milli Parklar Zonguldak Müdürlüğü görevlilerine teslim etti.

Yorumlar