Özgün tasarımları ile öğrencilerini motive ediyor

8 Şubat 2019 Cuma 15:48

Özgün tasarımları ile öğrencilerini motive ediyor

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde Çomranlı İlkokulu’nda görev yapan Muhammet Erdem öğretmen, kendine özgü tasarımları hem okuluna kazandırıyor hem de öğrencileri motive ediyor.

Çaycuma Çomranlı İlkokulu sınıf öğretmeni Muhammet Erdem, öğrencilerin okula gelme heyecanlarını artırmak ve motivasyon sağlamak amacıyla okulunda özgün tasarımlar yapıyor. Daha önce yaptığı Atatürk köşesi, kitap evi ve onur köşesine bir yenisini daha ekleyerek Atatürk'ün Selanik’te doğduğu evin maketini, birebir oranda küçülterek okulun bir köşesine yaptı.
Okul personeli ve öğrencilerin hayal ettiğini kendisinin de bu hayalleri gerçeğe dönüştürdüğünü ifade eden Muhammet Erdem, “Okul dışında etkinlikleri kapsamında değerlendirmeyi düşündüğümüz ve da kitap evi adını verdiğimiz kamelyamızın malzemeleri hayırsever vatandaşlar tarafından sağlandı. Güzel havalarda çocuklarımızın sınıflarından sıkıldıklarında ellerinde kitaplarla öğretmenleriyle birlikte ders işleyebilecekleri bir mekan oluşturmaktı. Çalışmamızı bitirdikten sonra birinci sınıfların o minicik elleriyle o kitapları okurken görmek bize haz vermişti” diye konuştu.
Atatürk köşesini de anlatan Erdem, “Belirtmek istediğim husus öğretmenlerimizin ne kadar şevkle çalıştıklarını biliyorum. Gönülden çalışan her öğretmen kendi alanının dışında da birtakım çalışmaları yapabilir. Bunun için gönülden istemesi yeterlidir” dedi.
‘Gönül Dostlarımız’ köşesinde de hayırsever vatandaşların adını yaşattıklarını belirten Erdem, bu köşede okulun aldığı ulusal ve uluslararası başarı belgelerini de sergilediklerini ifade etti.

Yorumlar

GMİS, işçi alımında uyardı

8 Şubat 2019 Cuma 15:25

GMİS, işçi alımında uyardı

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Yönetim Kurulu, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) bin işçi alımı için başvuruların 12 Şubat 2019 tarihinde başlayacağını hatırlatarak uyarıda bulundu.

GMİS yönetim kurulundan yapılan açıklama şöyle; “Türkiye Taşkömürü Kurumu’na Pano Ayak Üretim İşçisi Alım İlanı, TTK Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde (www.taskomuru.gov.tr) 6 Şubat 2019 tarihinde yayınlanmıştır. İŞKUR, TTK’ya alınacak işçiler için aday başvurularının 12 Şubat 2019 tarihinde başlayacağını ve 18 Şubat 2019 tarihi mesai saati sonunda tamamlanacağını duyurmuştur. Adaylar; nüfusa kayıtlı oldukları adreslere göre Zonguldak, Bartın ve Karabük İş Kurumu İl Müdürlüklerine, İŞKUR’un www.iskur.gov.tr internet adresine, Alo 170 hizmet numarasına, İŞKUR Hizmet Noktalarına müracaat edebilecekler. 12 Şubat 1988 tarihi ve sonra doğanlar ile 18 Şubat 2001 tarihi ve önce doğanlar aday olarak başvuruda bulunabilecektir. Başvuranlar arasından işe girmeye hak kazanacak adayları tespit etmek için 2-3 Mart 2019 tarihlerinde, kamuoyuna açık ve noter tarafından kura çekimi yapılacaktır. Hiçbir şahıs veya kuruma kontenjan adı altında hiçbir ayrıcalık tanınmamıştır. Bu nedenle başvuruda bulunacak olanların, adayların; simsarların vaat ve telkinlerine inanmamaları gerektiğini, para ve/veya çıkar sağlama amacı güden bu kişilerin işçi alımlarında hiçbir etki ve yetkilerinin bulunmadığını hatırlatıyor, bölge halkını, simsarlara karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyoruz. TTK’ya işçi alımının şimdiden Kurumumuza, bölge halkımıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz.” 

Yorumlar

Depremler 2 gün önceden bilinebilecek

8 Şubat 2019 Cuma 15:16

Depremler 2 gün önceden bilinebilecek

Zonguldak’ta Geomatik Mühedisliği’nin 6 yıllık çalışmasıyla iyonosferdeki toplam elektron miktarının yoğunluğuna bağlı olarak deprem öncülleri tespit edilebilecek. Dünyada ve Türkiye’deki 17 deprem üzerinde yapılan araştırmayla Üst Atmosfer İzleme Sistemi kurulması halinde depremler iki gün önceden haber verilebilecek.

Bülent Ecevit Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Çetin Mekik ve Araştırma Görevlisi Samed İnyurt 6 yıllık çalışma ile “İyonosferik TEC (toplam elektron miktarı) dalgalanmalarının uydu bazlı konumlama sistemiyle araştırılması” çalışmasını tamamladı. 
İyonosferdeki toplam elektron miktarının yükselip alçalmasına bağlı dünya ve Türkiye’de Richter ölçeğine göre büyüklüğü 6’nın üzerindeki depremleri inceleyen ekip, diğer etkenlerden de arındırarak deprem öncüllerine ulaştı. En erken 10 en geç 2 güne kadar depremi haber verebilecek olan çalışmayı anlatan Mekik, yüzde 94 oranında bir başarı elde ettiklerini vurguladı. Manyetik fırtına, solar aktivite gibi etkenleri ayrıştırdıklarında geriye yalnızca depremlerin sebep olduğu etkiye ulaştıklarının altını çizen Mekik, gazetecilere çalışmayı şöyle aktardı: 
“Birlikte yaptığımız bu çalışma esas itibariyle iyonosferdeki toplam elektron miktarının araştırılmasıydı. İyonosferden kastımız, atmosferin üst tabakasıdır. Atmosferin bir çok katmanı var ama GNSS uydu sinyalleri açısından ve benzeri sinyaller açısından biz atmosferi iki aşamalı düşünüyoruz. Birincisi nefes aldığımız, içinde bulunduğumuz Troposfer, bir de en üst kısmın olduğu içinde iyonların bulunduğu ama oksijenin olmadığı kısımdır. İyonosfer tabakası GPS sinyalinin atmosfere girdiği andan itibaren ilk karşılaştığı tabakadır. Buradan sinyal geçerken toplam elektron miktarına bağlı olarak değişik etkilere maruz kaldığını biz yıllardır biliyorduk. Biz bu etkileri incelemeye karar verdik. En büyük etkinin de toplam elektron miktarı olduğunu gördük. Toplam elektron miktarı bizim GPS sinyallerimizi geciktirirek ya da hızlandırarak etkiliyor. Daha sonra toplam elektron miktarının neden meydana geldiğini araştırdığımızda değişik etkilerin sebep olduğunu fark ettik. Önce güneş aktivitesinin yani uzay ikliminden kaynaklanan sebeplerden bu toplam elektron miktarlarının değiştiğini fark ettik. Manyetik fırtınalar, solar etkiler, güneşteki patlamalar, aşırı manyetik yüklenmeler, 11 yıllık İyonosferin güneş döngüsü gibi çeşitli uzay iklimi etkileri olduğunu gördük.” 

“Deprem öncesi çok ciddi dalgalanmalar olduğunu fark ettik” 
Deprem öncesi ve deprem sırasında İyonosferdeki toplam elektron miktarında ciddi dalgalanmalar olduğunu fark etmeleri üzerine 17 deprem üzerinde incelemelerde bulunduklarını hatırlatan Çetin Mekik, “Deprem öncesinde ve deprem sırasında toplam elektron miktarında çok ciddi dalgalanmalar olduğunu fark ettik. Yükselme ve alçalma anlamında. Bunun üzerine biz buna yoğunlaştık ve dünyada ve Türkiye’de toplam 17 depremi inceledik. 2016 yılına kadar büyüklüğü (Richter Ölçeğine göre) 6’nın üzerindeki 17 depremi inceledik. Bu depremleri incelerken de ilk önce kendi geliştirdiğimiz yöntemle başladık. Daha sonra onunla bulduğumuz öncül kestirim oranı yüzde 88’ler düzeyinde güven veriyordu. Daha sonra ikinci olarak bu sefer istatistiksel bir yöntem geliştirdik onunla birlikte biz yüzde 94 olasılıkla, diğer etkilerden arındırarak, manyetik fırtına gibi, solar aktivite gibi değişik etkileri de arındırarak, geriye sadece depremden kaynaklı etkinin olduğunu yüzde 94 olasılıkla tespit ettik. Bu çok ciddi bir rakam. Dolayısıyla bugün daha önceden olmuş depremlere bakarak biz depremin öncülünü (işaretini) bulduk. Bu yöntemimiz sürekli olarak Türkiye’de İyonosfer İzleme Sistemi ya da Üst Atmosfer İzleme Sistemi kurulursa bizim yöntemimiz de buraya uygulanırsa, bizim düşüncemize göre en geç iki gün ve hatta daha da erkenden 10 gün öncesinden bile depremleri Türkiye’de anlık olarak biz haber verebiliriz diye umut edebiliyoruz. Eski depremlere bakarak gittik, ne aradığımızı biliyorduk. Böyle bir izleme sistemi kurulursa daha da iyi sonuçlar alabiliriz diye düşünüyoruz” dedi. 

“TUSAGA-Aktif ağına dahil edilirse depremleri iki gün öncesine kadar tespit edebiliriz” 
Çalışmanın, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Harita Genel Müdürlüğü’nün 146 noktada 24 saat her saniye ölçüm yapan ve konum bilgisi üreten TUSAGA-Aktif ağına dahil edilmesi halinde depremleri iki gün öncesine kadar tespit edebileceklerini düşündüklerini belirten Mekik, “Şu anda Türkiye’de 24 saat her saniye ölçüm yapan 146 noktadan oluşan TUSAGA-Aktif bir ağımız var zaten. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Harita Genel Müdürlüğü’nün yönetiminde işletilen bugün Türkiye’de sürekli, kaliteli konum hizmeti veren bu ağımıza İyonosfer İzleme Sistemi de eklenirse depremi iki gün öncesine kadar tespit edebiliriz diye düşünüyoruz. İnşallah yetkililer de bunu dikkate alır. Çok büyük bir maliyeti olduğunu düşünmüyorum. Biz sonuçta kar etmeyeceğimiz için tüccar gibi kâr payı koymayacağımız için birkaç yüz bin dolarlık insan emeği ve yazılımla bunu başarabiliriz. 1 milyonun altında olur herhalde. Biz para almasak bile dışarıdan çok ciddi kod yazıcısı ve bilgi işlemci buna dahil olursa bir de TUSAGA-Aktif sistemine alt aparatlar ile bir sistem kurulması gerekir. İşin finansal ve mali kısmını çok fazla bilemiyoruz” diye sözlerine devam etti. 

“Yer ve uzay bilimleri ile çalışan mesleklere veri aktarımı” 
Üst Tabaka İzleme Sistemi ile yer ve uzay bilimleri ile çalışan bütün mesleklere veri aktarımı sağlanabileceğinin de altını çizen Prof. Dr. Mekik, sözlerini şöyle tamamladı: 
“Otomatik İyonosfer İzleme Sistemi kurulursa neredeyse bütün yer ve uzay bilimleri çalışan mesleklerin tamamına veri aktarımı sağlamış olursunuz. Astronomiden tutun meteorolojiye, inşaattan, jeofizike, çevre mühendisliğinden, peyzaja kadar çalışan herkese veri sağlamış oluyorsunuz. İşin bir de askeri boyutu var. Sadece bilimsel ve mühendislik değil işin askeri boyutu da var. Planlama boyutu var, finansal boyutu var. Hatta borsayı bile etki edebiliyor. Mesela İyonosferdeki aşırı yüklenme olduğunda elektrikler gidiyor. Bundan birkaç yıl önce Kuzey Amerika’da elektrikler altı saat kadar yoktu. İyonosferde aşırı yüklenme olduğundan dolayı yaşanmıştı. Öyle bir durum olması durumunda bile biz onu iki üç gün önceden haber verebiliriz. Olay sadece deprem değil.” 
Öte yandan Araştırma Görevlisi Dr. Samed İnyurt da büyüklüğü 6’nın üzerinde meydana gelen 17 deprem üzerindeki çalışmanın teknik boyutlarını gazetecilere aktardı. 

Yorumlar

8 aydır yolda, yürüyerek dünyayı geziyor

8 Şubat 2019 Cuma 15:04

8 aydır yolda, yürüyerek dünyayı geziyor

Almanya'da yaşayan Miran Hussain, 8 ay önce başladığı yolculuğuna Zonguldak Alaplı ilçesinde devam ediyor.

Dünyayı yürüyerek dolaşan Miran Hussain, toplu taşıma araçlarını kullanmadan parasız bir şekilde yolcuğuna devam ederken, gittiği yerlerde yanında taşıdığı helyum çadırında kalıyor. Almanya'nın Freiburg şehrinden macera yaşamak için yürümeye başladığını belirterek, "Şu ana kadar 3 bin kilometre oldu, 8 aydır yollardayım. Hiçbir şekilde otelde kalmıyorum. İnsanlardan yardım istiyorum onlarda bana yardım ediyor. Özellikle Türkler çok güler yüzlü onlara çok teşekkür ediyorum. Ben daha çok küçük yerleri seviyorum" dedi. 
Amacının Pakistan'ın Lahore gitmek olduğunu ancak kışı Türkiye'de geçirmeyi planladığını belirten Hussain, "Annem Pakistanlı ile evlenmiş, Babamın orada geniş ailesi olduğu her zaman bana söylemiştir. Zaman içerisinde onlarla internet ortamında görüşürüz. Bende onları ziyaret etmek için yürüyerek gitme kararı aldım. Daha önümde 6 bin kilometre gidecek yolum var. Tabi gideceğim yol çok uzak, gideceğim yere kadar gitmeye düşünüyorum. Yolculuğum Almanya'nın Freiburg şehrinde başladı. Şu ana kadar, Avusturya, İtalya, Slovakya, Hırvatistan, Sirbistan, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye geldiğim zaman ayak diz bağlarımda rahatsızlık geçirdim. Tedavi süre içinde 4 aydır İstanbul değişik yerlerde kaldım. Ayağım iyileştikten sonra tekrar yürümeye başladım. İki haftadan beri tekrar yoldayım" diye konuştu. 
Öte yandan, vatandaşların da dünyayı yürüyerek gezen Miran Hussain yoğun ilgi göstererek çay ısmarladıkları görüldü. 

Yorumlar

Gazeteciler sordu… Uysal, tüm iddialara yanıt verdi…

8 Şubat 2019 Cuma 14:44

Gazeteciler sordu… Uysal, tüm iddialara yanıt verdi…

Kdz. Ereğli Belediye Başkanı ve Büyük Birlik Partisi Belediye Başkan Adayı Hüseyin Uysal, Değişim Radyo’da yayınlanan Şenol Azman’ın sunduğu Kara Tren Programında İhlas Haber Ajansı Muhabiri Vedat Kılıç ve Gazeteci Mehmet Öztürk’ün sorularını yanıtladı.

Uysal, Değişim Radyo’da yayınlanan ve Şenol Azman tarafından hazırlanıp sunulan Kara Tren Programından siyaset ve Ereğli gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uysal’ın konuk olduğu programa sorularıyla İHA Muhabiri Vedat Kılıç ve Gazeteci Mehmet Öztürk’te katıldı.
Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, 5 Mayıs 1960’ta doğduğunu, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu olduğunu, bölgede çeşitli sağlık kurumlarında uzman olarak görev yaptığını söyledi. AK parti’den 2014’te belediye başkanı seçildiğini ifade eden Uysal, şu anda BBP’den belediye başkanı olarak 2019 yılındaki yerel seçimlere girdiğini söyledi.
Uysal, AK Parti’den neden aday yapılmadığına ve BBP’ye geçiş sürecine ilişkin bir soruyu şöyle yanıtladı:
“2014 yılında aday adayı olarak AK Parti’ye geçtim. Aday olacağım şartı yoktu ama Allah nasip etti aday oldum. Mart ayında yapılan seçimleri 420 oy farkla kazandım. Dönemimde Ereğli’de seller afetler yaşandı, iki genel seçim, iki referandum, sonra hain darbe girişimi yaşadık. Demokratik yapısı olan bir Ereğli’den kırk yıl sonra seçim aldık. Altı seçimde AK Parti’nin oylarını arttırdık. 15 Temmuz’da duruşumuz belliydi. Tüm acılara rağmen belediye hizmetlerini aksatmadan, şehrin sorunlarına yöneldik” dedi.
Cumhurbaşkanının tarif ettiği tüm özellikleri taşıyan, tüm çalışmaları yapan bir belediye başkanı olduğum için aday olması konusunda hiçbir engeli olmadığını savunan Uysal, aday yapılmamasının nedenini bilemediğini söyledi.
Uysal şöyle konuştu:
“Niye yapılmadığı ile ilgili bir yazı yok. Sadece düşünce bazında şeyler var bunları konuşmak yanlış. İki arkadaş gibi İl Başkanı Zeki Tosun Bey ile görüştük. Düğün salonunda karşılıklı çay içtik. Üzüntülerini belirtti. Ben de üzüntülerimi belirttim. Zonguldak’a iki kez başbakanımız geldi, salonları Ereğli belediye olarak biz doldurduk. Cumhurbaşkanımız geldiğinde, Ereğli Belediyesi olarak bizler de olduk. Onun için biz İl başkanımıza seçimde de her konuda destek verdik. Benim şaşırdığım bu. Bir sebep olur, parti açısından bakınca, kendimi yüzde yüz aday olarak görüyordum. Yüzde doksan dokuz dedim ama yarına çıkacağımızın garantisi yok diye bekliyordum.”
Uysal, BBP’ye geçişinin kızgınlıkla yapılmış bir şey değil, düşünerek taşınarak yapılmış bir şey olduğunu belirterek, “Kızgınlıkla olsaydı hemen istifa ederdim” dedi.
“ONUN GURURU BANA YETER”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ereğli’ye gelişinin kendisi için gurur kaynağı olduğunu ifade eden Uysal şöyle dedi:
“Ben Cumhurbaşkanımızı Ereğli’de en fazla seven insanım. Ereğli’ye gelişinde bir hafta önceden çalışmaya başladık. Cumhurbaşkanımızın güvenlik ekibiyle en iyi ortamı sağlamaya çalıştık. Bizim o hazırlıklarda neler çektiğimizi bilenler biliyor. Son gece alan için bayrak bulamıyoruz. Bolu’da başbakan Binali Yıldırım’ın mitinginden gidin alın dedim. Bulamadık dediler, İstanbul’a gidin dedim. O gece yirmi bin insanın toplanması için elimden geleni yaptım. Altı bin kişiye yemek verdim. Yeter ki etkinliğimiz eksiklik olsun. Cumhurbaşkanımız ilk kez geliyor, ilçelere hiç gelmiyor. Ereğli tarihinde ilk defa Cumhurbaşkanlığı makamı bir miting yapmıştır. Onun gurur bana yeter.”
Uysal “Şuna yüzde yüz eminim. Saygıdeğer cumhurbaşkanımız benim genel cerrah olmamdan ötürü, ‘bu arkadaşımızın güzel bir mesleği var. Burada kazandığı paradan daha çok kazanabilir. Belediye başkanlığından ben 9 bin 300 lira alıyorum. Mesleğinde daha fazla para kazanabilir. Ailesinin de buna ihtiyacı olabilir’ demiş olabilir. Cumhurbaşkanımızın benim tarafımdan böyle bir teklif geldiğinin iletilmiş olabileceğini düşünüyorum. Ben böyle bir şey demedim elbette. Sonuç olarak ben Cumhurbaşkanımızın Hüseyin Uysal olmasın diye önüne bir kriter konulduğunu düşünüyorum. Bunları duyum veya bilgiyle konuşmuyorum. Hak ettiğimi düşünüyorum. Kriterlerde eksiğim varsa, yerel yönetimler genel başkan yardımcılarımla da konuşabilirdik. Bana ‘Çok seçim yaşadın sen doktorluğunu yap’ diyebilirlerdi. Bakıyorum belediye başkanlarına, herkes Ankara’da ilişkiler peşinde. Ben ilişkilerle yükselmek yerine, çalışmak suretiyle, hak etmek suretiyle görevler talep eden biriyim.” dedi.
“TALİMATLA HABER YAPTIRMADIM
Siyasetin genetiğinin değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Uysal “Ankara’da işi bitir anlayışı yanlış. Buradaki sivil toplum kuruluşlarıyla, buranın halkıyla iç içe ol. Burada işler iyi ama Ankara’yı sağlam tut. Niye Ankara’yı sağlam tutayım?” dedi.
Uysal, Cumhurbaşkanı Danışmanı Saadet Oruç ile arasında herhangi bir soğukluğu olmadığını, her zaman kendisiyle görüşebileceğini belirterek şunları söyledi:
“Beni tanıyorsunuz, işimin haricinde, işimde başarılı olmam haricinde hiçbir şeye takmam. Belediye başkanı olarak yapacağım işi düşünürüm. Benim Saadet hanım konusunda benim talimatımla bir şey yazıldığına dair bir kişi bir şey söylesin, ben gereğini yapacak dürüstlüğe sahibim. Kendisine görev çıkartmak isteyenler olabilir. Bütün basın camiasında kim varsa hepsine ‘Biz kendi işimize bakacağız, karşı tarafı karalamak sizin işiniz değil. Bana katkı vermek isteyen benim yaptığım hizmetleri anlatın’ demişimdir.” Dedi.
RÜŞVET İDDİALARINA NE CEVAP VERDİ?
“Belediyede tek rüşvet almayan belediye başkanının kendisidir” diye bir izleyici yorumunu değerlendiren Uysal, “Ereğli belediyesinin yapması gereken bir iş olduğu halde rüşvet için bir bardak su veren varsa, ailem dahil, akrabalarım, müdürlerim, çalışanlarım da olsa buraya radyoya çıkarım, gereğini yaparım. Cebime konacak bir talebim varsa ben kendimi de bitiririm” ifadelerini kullandı.
Uysal şöyle konuştu:
“Örneğin, Karadeniz Ereğli’de yaşamayan vatandaşın bir problemi var. Diyor ki birisi ‘Belediye para istiyor.’ O hanımefendi de bunu rüşvet olarak algılıyor. Oysa o hizmetin oraya gelebilmesi için belediyeye kanun çerçevesinde makbuzlu para yatırması lazım. Fakat aracı, şehir dışında yaşadığından, takip eden Ereğli’de yaşadığından, hanımefendi bunu rüşvet olarak algılıyor. Açtım telefonu, ‘Bu belediyeye yatırmanız gereken makbuzlu bir paradır, herkesten bunu alıyoruz’ dedim. Bayan benden özür diledi. ‘Ben bunu müdür veya çalışanlar tarafından talep ediliyor zannettim’ dedi.”
“HER ŞEYİN EN İYİSİNİ BİLİYORUM DEMEM”
Yusuf Kalay’ın belediye meclisinde paylaştığı ve ‘kuruluşundan beri en büyük projelere imza atılmış’ demesini bir itiraf olarak değerlendiren Uysal şöyle devam etti:
“Dosyayı bana veren arkadaşlar, cumhuriyet savcılığına da götürürler. Bunlar takip ediliyor. Ben de takip ediyorum. Belediye başkanına anlatıldığında yol vermiş mi, vermemiş mi önemli olan budur. O konuda tavrım, ilk yıl kurulan festival konusunda benim neler yaptığımı, Nazım Erdoğan, İsmail Başel görmüşlerdir. Giden emniyet müdürümüz görmüştür. Bir belediye başkanı olarak halkın huzurunda özür dilemişimdir. O zaman şunu söyledim, şehre estetik duygusundan yoksun belediye başkanı çok zarar verir. Her şeyi biliyorum demem, bazı mesleklere saygısızlık olur. Liyakat diyorsam, eğitimli insan diyorsam ve karşılığında her şeyin en iyisini ben biliyorum dersem kendimden de şüphe ederim. Her şeyi bilmem ama her şeyi analiz edebilmem gerekir. Bu da bende var.”
24 Haziran seçimlerinde sadece Karadeniz Ereğli’den, Alaplı Bölgesinden milletvekili adayı konulmadığını ifade eden Uysal şöyle dedi:
“Aradan bir hafta geçti, Ankara’da bir büyüğüm ‘Başkan bunu yorumlar mısın’ dedi. Ben ‘Sayın başkanım, konmadı diye kendimizi denize mi atalım, benim görevim konmadıysa genel merkezimize saygı göstermektir. Bizim çalışmamız lazım’ dedim. Adayların belli olmasından önce bana sorulup da koymasanız da olur demedim. Tam tersine liste belli oldu, aradan bir hafta sonra Ankara’da ‘Ne olur’ dediler. Ben, ‘Ben onu bilmem, ben konulursa görevimi yaparım’ dedim. Ben her yerde üç vekil çıkarsa görevimizi yapmış oluruz. Dört olursa başarılı olmuş oluruz’ dedim. Ben bu dönemde görevimi yapmanın onurunu yaşıyorum. Son güne kadar çalıştım. Birileri bu konuda kara propaganda yaptılar. Ben o zaman 24 Haziran seçimlerinin önemli olduğunu söyledim. Cumhurbaşkanımızın görüşünün arkasında herkes durmak zorunda dedim.
BELEDİYENİN PERSONEL DURUMU…
Belediye personelinin göreve geldiğinde bin civarında personel olduğunu, şu anda bin 150 olduğunu belirten Uysal, “Kara propaganda var. Çıkardığımız insan var ama en fazla on kişidir. Diğerlerinin hepsi, ikramiye, maaş gibi şeyleri geciktirmediği için insanlar emekliliğe heves ediyor. Görev süremde, 4,5 milyon lira emekli ikramiyesi ödedik. Bir de kendini kovdurmak için gayret gösterenler var. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımıza hakaret edeni çıkartın dedim. Hangi belediye başkanı olursa olsun, cumhurbaşkanına kimse hakaret edemez. Milletvekilleri, belediye başkanları hesap soracağız dedi. Ben de sorsunlar dedim. Aynı arkadaş kovulduğu zaman sekiz on maaş alacağım diye kendini kovdurmuş. Oysa önceden İzmit’te iş bulmuş. Ama ne yaptı, Ereğli’de belediye başkanı beni işten attı diye yaygara yaptı” dedi.
“KİMSEYE GRUP KURALIM DEMEDİM”
Ayrılış sürecinde belediye meclisinden kimsenin ona destek vermemesini değerlendiren Uysal şunları kaydetti:
“Kimseyle grup kuralım, beş altı kişi ayrılalım demedim. Bir kişiyle konuşup partiden rahatsızım, ayrılacağım, benimle gelir misiniz demedim. Bu ahlaktır, etiktir. Etik kurallar diyoruz. Bunun mücadelesini veriyorum. Her fert ayakları üstünde durmalı, kendi kararlarını almalı. Ben bir kişiyi koparmamak istiyorum. Gelen arkadaş benle gelebilir dedim ama gelin demedim. Kimse benim istifa edeceğimi düşünmedim.
Festivaller; 2014 yılında göreve gelince Soma faciası yaşandı. Türkiye’nin her yerinde festival olabilir ama benim Zonguldak’ım, Ereğlim madenci şehridir. Hiç kimse kusura bakmasın, böyle bir maden faciası olur, Soma’da facia olduğunda Zonguldak’ta yaşayan herkesin evlerine ateş düştü. Empati kurdular. O gün ülkemin başka yerinde üzüntü varken, gözyaşı varken, Ereğli’de festival yapmamı kimse beklemesin. Arkasından şehitler oldu, 15 Temmuz oldu. Festival yapmaz mıyım. Osmanlı çileği şenlikleri yaptık. Ben şuna karşıyım dedim. Ereğli’de festival yaptık, şarkıcı türkücü çağırdık. Belediye bütçesiyle yaptık. Bir tane esnaf, ramazan ayında, festivalde belediyelerden biri bize geldi, festival için katkı istiyoruz diyen birini gördüyse benim yanıma gelsin. Bir gecede dört önemli sanatçı çıkarıp iki yüz bin liralar verip de, bir sanatçı Çınaraltı’nda 199 bin 500 lira almış. Kültür merkezi yok, Kent meydanı yok, sahil güncellenecek. Bunlar varken ben şahsım olarak böyle bir kararı verirsem vicdan azabı çekerim.
Esnaf arkadaşım diyor ki, biz festival zamanı sattığımız, üç günde sattığımızı bir günde satıyoruz diyordu. Esnafın lokantasına giren para belli. Ne kadar gayret ederse etsin, on saatte sattığını o zaman belki iki saatte satıyor. Üç günü bölelim, bir ayda Ereğli esnafının derdi bitiyorsa ben hazırım. Personelimle konuştum. Aralık ayında festival başlıyor. Bir ay boyunca alert durumda hazırlıklar yapıyoruz. Festivalde hata olmasın, izinler kaldırılıyor. Belediyede tüm müdürler katılması şartıyla izinler kaldırılıyor. Ben böyle festival istemiyorum. Hiçbir zaman personelime dayatmacı olmadım. 15 Temmuz haricinde, onda bile gece katılmak zorundasınız demedim. Bizim bir tek felsefemiz var. Çalışacağız. O makama oturan çalışacak, terleyecek, çalışmaya kendisini adayacak. Kendisinin siyaseten hangi noktaya geldiği değil, halkın hizmetlerini karşılamak için gelmesi lazım. Kendi menfaatleri için, bir hedefe koşmak için gelmemesi lazım. “
“FESTİVALDE ORGANİZATÖR KAZANIR!”
“ Festival yapmam demiyorum. Halktan çıkacaksa karşıyım. Adamın iskansız yeri var, bizi idare et, festivalde destek verelim diyor. Buna karşıyım. Staja gelen öğrencilerimiz var. Seksen öğrenciye staj veriyoruz. 150 kişiye evinde yardım ediyoruz. Cazcı getirecekmiş. Ben de getiririm ama kimi getiririm. BEÜ’nün caz grubu var, onu getiririm. Sanatçı, burada da bir sürü güzel sanatçımız var. Onlara destek olalım. Sanat festivali yapalım. Osman Zeki Oral festivali yapalım, Uzun Mehmet festivali yapalım, düzenli yapalım. 1 Ocak’ta ilan edelim, 30 Aralık’a kadar düzenli olsun. İstanbul’da yaşayan bir kişi programları bilecek. Karadeniz Ereğli’mizde yüzme havuzumuz yok, ben festival yapacağım. Bu olmaz.
Buradan halka sesleniyorum. Festivallerde organizasyon firmaları kazanır. Organizatörler kazanır. 11. Ayda 15 bin lira olan sanatçılara yazın 150 bin lira yazarlar. Ben yerlilerle, millilerle devam edeceğim. Festival sadece şarkıcı, türkücü getirmek değildir. Bunun para oyunlarını da düşünsünler. 180 bin doları ben niye vereyim. Giderim fakire fukaraya dağıtırım. Festival konusunu ayrı bir programda konuşabiliriz. İki aday da festival diyor. Biri sevgi barış dostluk festivali diyor.”
BELEDİYENİN ŞİRKET ÇALIŞANLARI NE KADAR ZAM ALACAK?
Belediye işçilerinin özlük haklarıyla ilgili bir konuyu değerlendiren Uysal, “Tüm personelim kendilerinin haklarını ödeyeceğimi bilir. Memurlara en iyisini verdim. Bugün Ereğli’de ve Zonguldak’ta sorsalar biz Ereğli belediyesinde memur olmak isteriz derler. Bizim daimi işçilerimiz var. O konuşuluyor bu günlerde. Onlara da en iyisini verdik, bugünlerde onlara da vereceğiz. Geriye eskiden belediye şirket çalışanları kalıyor. Göreve geldiğim zaman, bunlar 850 kişi civarında. Göreve geldiğimde, 2014 yılında 830 lira alıyorlardı. Şu an işçimizin eline geçen para 2 bin 100 lira. Hiçbir şey yapmadığımız halde. Büyükşehirlerin ve il belediyelerinin daha önceden şirketleri vardı. Bizim gibi daha önce belediye şirketi olmayanlar kanun hükmünde kararname ile kurulan şirketlerimiz var. Yeni kurulduk. Toplumun karıştırdığı, İstanbul, İzmir, Antep gibi daha önceden şirketi olanlarla karıştırıyorlar. Bizim şirketimiz KHK ile kurulan bir şirket.
Arkadaşlar şu an çalışıyorlar. KHK ile kurulan bir şirketin ne tür yapma yetkisi varsa, hukuk dairesi içinde. Kafama göre şu zammı verdim diyemem. Şahsımdan geri alınır. Bana geldiği zaman KHK ile kurulan şirketin belediye işçilerimize şöyle bir zam yetkisi var denildiğinde belediyenin sürdürülebilirliği dahilinde en yüksek zammı vereceğiz. Herkes ağustos aylarından başlayarak şunu söylüyordu. Belediye personeli fazla. Üç yüz, dört yüz fazla var diyorlardı. Ben kimseyi çıkartmam dedim. Ben işçi hakkı yemem.
AKRABALARINI İŞE ALDIĞI İDDİASI…
Uysal, “Eşi veya kendi akrabalarından kaç kişiyi işe soktuğuna” ilişkin bir soruya ise şu cevabı verdi:
“ Başkası sokmamış mı? Bire bir kan bağım olan iki kişi, üç kişidir. Ben zaten yerliyim diye seçim kazandım. Kan bağım olan insan sayısı çok azdır. Bazı belediye meclis üyeleri benden fazla işçi sokmuştur. Aracı kullanıp kendi arkadaşlarını sokan düşünmüyor. Ben hepsini biliyorum ama adres ve zarf başkalarından geliyor. Belediyede fazlalık yok. Hepsine iş buluruz. Belediye bütçesini de zorlamıyor. Üç yüz arkadaşımın orada ekmek yemesi sosyal bir proje değil mi. Onlar sayesinde sosyal patlama olmuyor. Bunların evine ekmek götürmesinin ne zararı var. Ben bunları çıkarmayacağım. Ama şunu yapacağım. Diyeceğim ki seni burada çalıştırıyoruz ama senin başka bir sanatın varmış, seni buradan alıp şuraya koyacağım. Ben bin 300 arkadaşımın, beraber çalıştığım arkadaşımın en verimli çalıştığı yer neresiyse o sistemi kuracağım. Israrla, kırmızı kart isteyenler var. Hadi atsana beni diye kaşıyan varsa onu kaşırım, onu da söyleyeyim.”
ÇARPICI SORULAR, NET CEVAPLAR..
Uysal, 5 yılda 12 bin genç seçmene verilen mesajın festival yapılması olduğunu, bunun yanlış olduğunu dile getirerek şöyle dedi:
“93 köyümüzün tamamında, mahallelerimizde özellikle spor yapmaları için destekleyeceğim. Bilgi çağındayız. Onları bilgiyle buluşturmak için mücadele edeceğiz. 12 bin genç oyu festivalle almak istiyorlar. Gençler benden spor alanları, kültür alanları istesin. Sahil gençlerle, yetişkinlerle beraber, onların da mutlu olacağı alanlar yaratacağız. Bilgi, Eğitim, Spor ve Kültürü onlara aktaracak, aidiyet duygularını anlatacağız.
Genel Maden İşçileri Sendikası’nın toplantısında söylediğim şeyler var. Zafer öldürdüklerinle değil, korkuttuklarınla kazanılır diye bir arap atasözüdür. Ben diyorum ki, hiçbir vatandaşımız herhangi bir korkuya kapılmasın. Hüseyin Uysal bir tarafta, diğer tarafta diğer adaylar. Bunu halkımız değerlendirir. Onu söylemek istedim. Ben hayatımda korkmadım. Balat’ta büyüdüm. Mücadele, kavga yeridir. Biz tahta kılıçlarla kavga ederdik mahalleler arasında. Futbol maçları yapardık. Balat’ta Vefa Erkek lisesi arasındaki mesafeyi sabah akşam yürüdüm.
Beş yılda hiçbir şey yapmadı diyorlar. Her ortamda beş yılın tartışmasını istedikleri belediye başkan adayıyla, en başarılı görülenlerle, 20 yıl belediye başkanlığı yapanlarla bunu tartışırım. Neyi eksik yaptık? Her kilometrede bir eserimiz var. Görmüyorlar. 2009 yılında Kıyıcak yolunu yaptırdık diyorlar. Alaplı’dan dönüyordu basit bir şeydi yaptık. Atatürk anıtını yeniledik. Bize Atatürkçü değil diyenlere kapak olsun. Asıl Atatürkçü biziz. Milli bayramlarda oralarda dururken oraların durumunu görmediniz mi? Su ürünlerini, Sahil Kafeyi, Çilek Kafeyi hizmete açtık. Gökme köprüsünde her sene on oniki ölümlü kaza olurdu. Köseağzı yolunu Kandilli’ye bağladık. Uzunmehmet anıtını yeniledik. Altyapıda yüzeli kilometre içme suyu hatlarını yeniledik. Elektrik kesintilerinin önüne geçtik. Doğalgaz yetmiyordu önüne geçtik. Belediye binasını taşıdık. Dönemimizde temeli atılmış garajı taşıdık. 150 bin metrekare yeşil alan 350 bin metrekare oldu. Sosyal belediyecilik yaptık. Gıda bankası, giyim bankası. Altyapıda 170 belediyede birinci olduk. Çevreci belediye olduk. Her yıl yedi ton pil topluyoruz. Elektronik eşyaları geri dönüşüme gönderiyoruz. Yağları topluyoruz. Gönül köprüsü kuran kaç belediye var Filistinli kardeşlerimizle. Savaş engelli kardeşlerimizi davet ettik. Kudüs konusunda, Bayırbucak Türkmenleri konusunda hassasiyet gösterdik. Yıllardır kamp tesisleri var belediye başkanı, müdürler, çalışanlar oturuyor. Hemen karşı tarafında ismi verilmiş Halil Posbıyık caddesi denmiş. Oralarda dere ıslahını kim yaptı. Kimse görmüyor. İşte Hüseyin Uysal yaptı. Dereler varken bizler sivrisinekle mücadele edemeyiz, menfez yapmadan selden kurtulamayız. Daha önce havadaki sineği öldürüyorduk. Sakindere bin metrelik bir alan. Buradaki sivrisinekler, larvalar Karadeniz Ereğli’ye yayılıyordu. Bağlık’taki, Dombay Deresi dediğimiz alanın sivrisineği tüm Ereğli’ye yeter. Çarşıyı sel basıyordu. Menfezlerle, derelerle, her şeyle uğraştık. Altı seçim, 15 Temmuz Darbe girişimi yaşadık. Bugüne kadar tüm taşınmaz mirasımıza sahip çıktık. Belediyeyi ve Ereğli’yi koruduk. Ereğli’deki vatandaşlarımızın hepsini bizler kollarız. Bundan sonra da kentimizi birlik beraberlik içinde yürüteceğiz.
Bir başkan yardımcımız ayrılmış, pişman mısınız? Ayrılandan pişman olmam. Ayrıldıysa kendi tercihidir. Kendimi ihanete uğramış hissetmem, böyle şeyleri söylemem. Bunlar bana ders verdi, belki bunlardan hayatımın en büyük derslerini aldım. Çıraklıkla başladım, beş yıl içinde kalfalık ve ustalık dönemini de atlattım. Onun için pişmanlık falan duymuyorum. Herkes kendi tercihini kullanır.
Ercan Candan döneminde görev zararına ilişkin davalar açıldı mı? Böyle bir dosya açılmadı. Milletvekili yok, iktidar partisinden değilim. Sandığa giden, oy atan, sade vatandaş, Ereğli halkı bizleri dinleyecek, basın dinleyecek, sizler de yazıp çizeceksiniz, adaylardan hangisini tercih ederlerse bu belediye daha iyi yürür? Kimsenin sizi ifade etmesine gerek yok. Şuna inanıyorum. Halkımız sağduyuludur, kimi tercih edeceğini bilir. Biz kendimizi anlatacağız, onlar kararlarını verecek.”
“EN UFAK BİR YANLIŞ VARSA EN GADDAR CEZAYA RAZIYIM”
Uysal, mal kaçırmak amacıyla üstündeki varlıkları yakınlarına devrettiğine ilişkin iddialara ise “Eşimle 1996’dan beri ortak cüzdanımız var. 2014 yılından sonra bankalar orada. Hesabıma herhangi bir giriş varsa, açıklayamayacaksam görevi bırakırım. Ben köyde 13 tane fındık tarlamı sattım. Kadıtarlasında bir dairem vardı onu sattım. Onun haricinde tapuda herhangi bir mal varlığım varsa, bir yere kaçırma, Hüseyin Uysal’ın adı üzerinde, bıraktım mal kaçırmayı, o bankadan o bankaya transferimi görürlerse ne isterlerse yaparım. Adaylıktan çekil derlerse çekilirim. Kendini öldür derlerse onu da yaparım. Bankalarda hareketim varsa, herhangi bir hareketim varsa diyorum. Tüm mal varlığımda eşimle benim adım yazar. O hesaplarda en ufak bir oynama varsa, Ereğli halkının vereceği en gaddar cezaya razıyım. Benim için en önemli şey ahlaktır. Siyasete ahlaki kurallar girmezse, siyasetin bir adım atması mümkün değildir. Erdemli insanlar siyasete girmeden insanlar bir yere gidemez. İnsanlar bir yerlere gider ama Ereğli halkı bir yere gidemez. Vatandaş şunu düşünsün. Adaylar ortada, kimin gitmek istediği yerler var, bunu düşünsünler” cevabını verdi.
POSBIYIK’A ELEŞTİRİLER…
Yerli grubundan bazı kişilerin Hamdi Uçar’a telefon ettiğini belirten Uysal, “Yerli olmazsa biz yokuz demişler, sonra da “Madem genel merkez Erol beyi uygun buldu, biz arkasındayız” demişler. Bunda abes bir şey görmüyorum” dedi.
Uysal, ‘Her iki aday ordulu olduğunu gururla söylüyor, Hüseyin Uysal Alaplılı diye siyaset yapıyor’ şeklinde bir yorumu değerlendirirken, “ Nerelerde doğduğun önemli değil. Önemli olan insanın niteliği. Ben Uysal olarak bir Kayserili olabilirdim. Bu çok nitelikli derse toplum, belediye başkan adayı yapabilirdi. Posbıyık ben pazaryeri çocuğuyum diyor. Tarafsız olarak sormak istiyorum. Pazaryerinde üşüdüğünü ifade eden, annesiyle yeşillik sattığını söyleyen Halil Posbıyık mı pazaryerine sahip çıkmış, Hüseyin Uysal mı çıkmış. Tuvaleti yeniledik ücretsiz yaptık. Bir liraydı ücreti. İnsanlar iki marul satacak tuvalete gidecek. Dört defa tuvalete gitse sattığı marul oraya gidiyor. İnsanlara, pazaryerine gelenlere, hem oradaki bin insana kadın –erkek mescidi, bebek emzirme odaları yaptık. Odalarını yeniledik 36 yeni kamera aldık. Pazaryeri izleniyor. Son model. Zabıtamızda da kameralar var. Pazaryerine Hüseyin Uysal mı değer kattı. Belediyenin kazanması gereken mahkemeyi kaybettirdim. Görev zararı çıkarsa onu da öderim. Köyünden çitiyle sepetiyle yük götüren pazarcılarıma da hakkımı helal ediyorum. Onlar için o seksen bin liralık avukat parasını da ödeyeceğim
Seçimi biz alacağız, kimse oy matematiği yapmasın. Sandık, siyaset, seçmen değişebilir. Hiçbir seçmen apartmanda oturduğumuz, beraber yaşadığımız ailemizin oyuna bile hükmedemeyiz. Biz başkanımızdan memnunuz, hizmetlerinden memnunuz diyebilirler. Gelecek yönünde sıkıntısı olan insanlar Ereğli’nin geleceğine yönelik plan yapamazlar. Benim geleceğe ait hayallerim var. Bu yoksa en kolayı kavgadır” ifadelerini kullandı.
Uysal, Ereğli Belediyesi’nin şu an itibarıyla 28 milyon borcu olduğunu belirterek “Ben süs havuzu yapmadım. Su ürünleri süs havuzundan daha iyi. Geriden gelen borçlar da var. 2014 yılında özel bankaya kısa vadeli borç yapılmış. Bunları bitirdik. Borç yapılır. Belediye sürekliliktir. Özel bankadan 7 milyon borç alınmış. Kırk yere bir şeyler yapılmış. Küçük bir halı saha, bir basket potası gibi. Bu mudur? Borç yedi milyon da alınır, yetmiş milyon da alınır ama seçim yatırımı gibi aldığın borcu kırk parçaya ayırıp oraya onu yaptım, buraya bunu yaptım derse bu olmaz. Sakindere için alıyorum, AKM için alıyorum dersin. Kırk yere ayırırsan olmaz” dedi.
“SİYASETTE BİLİMSEL SINIR…”
Bir izleyici sorusu üzerine, dünyanın en büyük profesörlerinin bile 67 yaşında görevden ayrıldığını ifade eden Uysal, “Siyasi makamlarda yetmiş yaşından sonra olmayacağım. Sohbetlere katılabilirim. 67 Yaş bilimsel sınırdır. 66 yaşında belediye başkanı olursam 71 yaşında biter. Hemen ayrılırım. Ereğli Alaplı tercihlerini yapan anket firmalarında biz samancı olmuşuz, son gelene samancı derler. Anketlerde samancı olduğumuzdan aday gösterilmemişiz. Ama ben buradan ilan ediyorum. Benim, anketlerde en sonda çıkmam, buradan su bardağının içinden tavşan çıkartır mısın deseler denerim, çıkartırım. Fakat sonuncu gelmem mümkün değil” dedi.
Nimet Hoca’nın kimliğini millet parkında anlattıklarını ifade eden Uysal, “Karadeniz Ereğli’ye hizmet eden herkesin tarihte yerini alması gerekir. Bugün Halil Posbıyık’ı eleştirebiliriz. Ne kadar eleştirirsek eleştirelim, 20 yıl kendi imkanları dahilinde en iyisini yapmaya çalışmıştır. Kendisini eleştiriyorum ama bunu göz ardı etmem. Bir döneminde çok başarılıdır, bir dönemi başkadır. Ereğli’ye kim katkı sağladıysa biyografilerini kitap olarak yazmak isterim” şeklinde konuştu.
KÖSE’DEN UYSAL’A DESTEK
Programda AK Parti Kurucu İlçe Başkanı Muhammet Köse de bir mesajla, “Hüseyin Uysal’a itibar suikasti yapıldığını, bunda sorumlu olan İl başkanı hata yaptığını açıklamadığı sürece kurucu ilçe başkanı olduğu partinin hiçbir etkinliğe katılmayacağını” bildirdi.
Uysal, Köse’nin mesajına, “Ben Muhammet Başkan gibi insanlarla beraber, nereli olursa olsun yürürüm” dedi.
Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, Ereğli’de yükseköğretim ve fakülte konusunu tüm adaylarla bir programda tartışabileceğini söyledi.

Yorumlar