“Kıdem tazminatı, genel grev nedenidir”

16 Haziran 2020 Salı 13:50

“Kıdem tazminatı, genel grev nedenidir”

GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, Hükümet tarafından yeniden gündeme getirilen Kıdem Tazminatı ile ilgili düzenlemelere karşı çıkarak, “84 yıllık kazanımımız, hakkımız olan Kıdem Tazminatı konusu kırmızı çizgimizdir. Üç dönemdir TÜRK-İŞ genel kurullarında kıdem tazminatı konusunun genel grev nedeni olduğu karar altına alındı. Kıdem Tazminatımız, genel grev sebebidir” dedi.

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Merkez Yönetim Kurulu, üretim bölgelerinde madencileri ziyaret ederek çeşitli konularda bilgilendirmeye devam ediyor.GMİS Yönetimi, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Üzülmez Müessesesi’nde çalışan madencileri ziyaret etti.
Ziyarete GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Mali Sekreter Volkan Yıldız, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Tayfun Demir ile GMİS Üzülmez Şube Başkan ve Yöneticileri katıldı.
GMİS Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Tayfun Demir, “İşten çıkan arkadaşlara geçmiş olsun, işe girecek arkadaşlara kazasız, belasız çalışmalar diliyorum.
Öncelikle bu salgın döneminde kaybettiğimiz Kemal Soytürk kardeşimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ve camiamıza başsağlığı diliyorum. Sendikamızın Genel Merkez Yönetimi burada, şube yöneticilerimiz burada, temsilcilerimiz burada, siz madenci kardeşlerim buradasınız. Genel Maden-İş burada. Birlikte mücadelemiz ve dayanışmamızla bu zorlu dönemin de üstesinden geleceğiz” dedi.
Üzülmez Kuyu başında madencilere hitap eden GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, Koronavirüs salgınıyla ilgili gelişmeler ve alınması gereken önlemler ve yeniden gündeme getirilen kıdem tazminatı konularında madencilere bilgi verdi.
Yeşil şunları söyledi; “Dünyada ve ülkemizde etkisini gösteren Koronavirüs salgını nedeniyle yaşadığımız sıkıntıları biliyorsunuz 30 Mart tarihinde işlerimize ara verildi. Bu süreçte bir arkadaşımız Koronavirüse yakalandı ve kaybettik. Kemal Soytürk kardeşimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum.
Bizler madenci olarak bu virüs salgınında en çok etkilenebilecek durumda olanlarız. Yaşadığımız süreç içerisinde bir vaka dışında, arkadaşlarımızda bir sıkıntı yok. Koronavirüs salgınının, normalleşme süreciyle beraber tekrar hızlanacağı konuşuluyordu. Son bir haftadır koronavirüs salgınında sayıların artmaya başladığını gördük. Bu süreç bizler için çok zor. Burada iş yeri hekimlerimiz, sendika temsilcilerimiz, en önemlisi sizler, bu virüsten korumanın yollarını biliyorsunuz. Maden işyeri olduğu için sosyal mesafe konusunda sıkıntılarımız var ama maske ve hijyen konularına dikkat edeceğinizden eminim.
“Kıdem tazminatı konusu genel grev nedenidir”
Tüm ülkeyi etkisi altına alan koronavirüs salgını döneminde Kıdem Tazminatımızın tekrar gündeme getirilmesi düşündürücü olduğunu ifade eden GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, “Son günlerde Kıdem Tazminatımız tekrar gündeme getirildi. Dün TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu toplantısında eylem kararlarını konuştuk. Dün akşam itibariyle sosyal medya üzerinden çalışmalarımıza başladık. Bu zor zamanlarda, özellikle ülkemizi etkisi altına alan koronavirüs salgını döneminde Kıdem Tazminatımızın tekrar gündeme getirilmesi düşündürücüdür. Çıkıp meydanlarda konuşamazsınız, toplu eylemler yapamazsınız. 84 yıllık kazanımımız, hakkımız olan Kıdem Tazminatı konusu kırmızı çizgimizdir. Kıdem Tazminatınızı bugüne kadar kimseye vermedik, bundan sonra da kıdem tazminatınızı kimseye vermeyeceğiz. Üç dönemdir TÜRK-İŞ genel kurullarında kıdem tazminatı konusunun genel grev nedeni olduğu karar altına alındı. Yeni bir karara gerek yok. Kıdem Tazminatımız, genel grev sebebidir. Hükümetin, bu süreçte işçi arkadaşlarımızın, emekçilerin tek kazanımı olan Kıdem Tazminatına el uzatmasına hep birlikte izin vermeyeceğiz. Kıdem tazminatı oğlumuzun damatlığı, kızımızın gelinliği, geleceğimiz ve bizim kefen paramızdır. Son kalemizdir. Korumak için yapılması gereken ne varsa hep birlikte yapacağız. Emekliliği gelen arkadaşlarımız telaşa kapılmasın. Şu anda Meclis’e gelmiş bir şey yok. Bizler süreci çok yakınen takip ediyoruz. Kıdem Tazminatımız bütün konfederasyonların da katılımıyla kırmızı çizgi olarak belirlendi. Genel grev sebebi olduğu açıklandı. Hükümet çalışmalarını şu anda yapıyor ama bizler de sert bir şekilde cevap vermek için hazırlığımızı yapıyoruz. Sizler de hazırlıklı olun. Bizler bugüne kadar her şart altında mücadele ettik bundan sonra da her şart altında mücadele edeceğiz” dedi.
Sosyal medya çalışması başlatıldı
Kıdem tazminatı konusunda sosyal medya çalışması başlatıldığını ifade eden GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, “Dün akşam saatlerinde başlattığımız sosyal medya çalışmalarına sizler de sosyal medya hesaplarınızı kullanarak katılınız. Geleceğimiz olan kıdem tazminatı konusunda tepkilerinizi bireysel olarak da sosyal medya üzerinden gösteriniz. Biz gerekirse Meydanlara da çıkarız; sosyal mesafeyi koruyarak çıkarız, ama çıkarız. Sizler sosyal medya hesapları üzerinden kıdem tazminatı ilgili paylaşımlarınızı yapınız. Dün akşam aldığım bilgiye göre sosyal medya üzerinden yapılan çalışmalara büyük destek var. Sizler de bu çalışmalara destek verin. Kıdem tazminatı konusundaki tepkinizi gösterin. Bunun damla damla büyüyeceğine eminiz, durum bunu gösteriyor. İnşallah hep birlikte başarıya ulaşacağız” şeklinde konuştu.
Yeşil’in konuşması sırasında “Kıdem tazminatı hakkımız, söke söze alırız”, “Kıdem tazminatına uzanan eller kırılsın” sloganları atıldı.

Etiketler:

Kdz.Ereğli , Ereğli , Haber , Zonguldak , grev , madenci , gmis ,

Yorumlar

Maskesiz sokağa çıkma yasağı sürüyor...

16 Haziran 2020 Salı 13:46

Maskesiz sokağa çıkma yasağı sürüyor...

Zonguldak'ta İl Hıfzıssıhha Kurulu'nun aldığı karar doğrultusunda kentte maskesiz sokağa çıkma yasağı sürüyor.

Sağlık Bakanlığı'nın açıklamaları doğrultusunda maskesiz sokağa çıkmanın yasaklandığı il sayısı 42'ye yükselmiş oldu.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip korona virüsle (Covid-19) mücadele sürecinde 42 ilde maskesiz sokağa çıkmanın yasaklandığını açıkladı. Zonguldak İl Hıfzıssıhha Kurulunca geçen 21 Mayıs günü alınan karar doğrultusunda maske takmayanlara 392 TL idari para cezası uygulanacağı açıklanmıştı. Alınan karar doğrultusunda kamu kurumlarında, toplu çalışma alanlarında, alışveriş mekanlarında, pazar yerlerinde, ibadet yerlerinde, toplu taşıma araçlarında, il, ilçe, belde ve büyük köylerin merkez ve ana caddelerinde ayrıca toplu bulunulan her yerde usulüne uygun maske takma zorunluluğu getirilmişti.
Maske takmayanlar ile ilgili Kabahatler Kanuna göre 392 TL idari para cezası uygulanmasına verilen karar doğrultusunda kentteki maske takma zorunluluğu sürüyor.

"Maskeyi aksesuar olarak takıyorlar" deyip tepki gösterdi
Astım hastası olduğu öğrenilen Sadet Yavuz, maskeyi aksesuar olarak takanlara tepki gösterdi. Yavuz, "Şu zor süreçte ikinci dalga geldi diyorlar. Bunu bile bile hastalığı olup da çalışmak zorunda olan çoğu arkadaşlarımız var. Ben de astım hastasıyım. 2.5 ay evde kaldım. Ne kadar zordu kendim biliyorum. Şu anda maske takmayarak cesaret neyin nesi anlamış değilim. Gerçekten çok büyük bir ayıp. Yasak ama yine insanlar çene altında aksesuar olarak takanlar var. Mağazaya zorla girmeye çalışanlar var. Çok yanlış" şeklinde tepkisini dile getirdi.

Etiketler:

Kdz.Ereğli , Ereğli , Haber , Zonguldak , maske , zorunlu hale geldi ,

Yorumlar

A.Sofular Köyü’nün su ve yol problemi çözülüyor

16 Haziran 2020 Salı 12:49

A.Sofular Köyü’nün su ve yol problemi çözülüyor

Zonguldak’ın Ereğli ilçesine bağlı A.Sofular Köyü’nde su ve yol probleminin çözülmesi için Kaymakam İsmail Çorumluoğlu ve AK Parti Kdz. Ereğli İlçe Başkanı Fatih Çakır incelemelerde bulundu.

AK Parti Kdz. Ereğli İlçe Başkanı Mehmet Fatih Çakır, köylerde yaşayan vatandaşların sorunlarının çözümü noktasında çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini söyledi.
A. Sofular köyünün talepleri doğrultusunda, Kaymakam İsmail Çorumluoğlu ve İl Genel Meclisi üyeleriyle birlikte inceleme ziyareti gerçekleştirdiklerini belirten Çakır “A. Sofular köyümüzün bizden üç talebi vardı. Biri köyün su ihtiyacının giderilmesi için seksen tonluk bir su deposu yapılması, ikincisi, buna takviye olarak eski su deposunun işler hale getirilmesi, üçüncüsü de A. Sofular’ı Yeşilköy’e bağlayan bir bağlantı yolunun yapılmasıydı. Kaymakamımız ve İl Genel Meclisi üyelerimizin katılımıyla yerinde inceleme gezisi gerçekleştirdik. Bu kapsamda Sayın Kaymakamımız İsmail Çorumluoğlu, su deposu ve eski deponun işlerlik kazanması konusunda kaymakamlığımızın gereken desteği vereceğini, yol konusunda da gerekli çalışmaların başlatılacağını ifade etmiştir. Köylerde yaşayan vatandaşlarımızın tüm sorunları gündemimizdedir. Çalışmalara katkı veren başta Kaymakamımız İsmail Çorumluoğlu olmak üzere, İl Genel Meclisi üyelerimize ve tüm diğer yetkililere teşekkür ediyorum” dedi.
Çakır, arazi çalışmalarının yürütüldüğü yaz ayları boyunca, köylerin sorunlarını yakından takip etmeyi sürdüreceklerini ifade etti.

Etiketler:

Kdz.Ereğli , Ereğli , Haber , Zonguldak ,

Yorumlar

Vali Bektaş bu sözler ile veda etti...

16 Haziran 2020 Salı 12:42

Vali Bektaş bu sözler ile veda etti...

Zonguldak Valiliği görevinin ardından Mülkiye Başmüfettişliği görevine atanan Erdoğan Bektaş, Valilik binası önündeki vedalaşma töreninin ardından kentten ayrıldı. Zonguldak doğumlu olan Bektaş, "Projelere sahip çıkın" hatırlatmasında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından Zonguldak Valiliği görevinden Mülkiye Başmüfettişliği görevine atanan Vali Erdoğan Bektaş için Valilik binası önünde tören düzenlendi. Vedalaşma programına İl Jandarma Komutanı Albay Gönen Süslü, Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı, Belediye Başkanı Ömer Selim Alan'ın yanı sıra siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
İlk olarak gazeteciler ile vedalaşan Bektaş, "Gidiyoruz hakkınızı helal etmenizi istiyoruz. Zonguldak benim memleketim tekrar yine geleceğiz. Sıkıntı yok. İşlerimizi takip edeceğiz. Sizlere güveniyoruz. Ben hiçbir projeyi durdurmadım. Benim projelerim de devam edecek. Çok daha güzel bir Zonguldak ile buluşacağız. Allaha ısmarladık" dedi.
Ardından protokol üyeleri ile vedalaşan Vali Erdoğan Bektaş, maske ve mesafenin önemine dikkat çekti. Bektaş, " Maalesef sarılıp ayrılamayacağız. Sosyal mesafeli bir ayrılık olacak. Rakamlara bakıyoruz. Zonguldak'ta Allah'a şükür öyle bir durum yok. Ama bu olmayacağı anlamına gelmez. Komşularımızda yeni başlayan yasaklamalara başlayan iller var. Zonguldak yeteri kadar tecrübe edindi. Bu işi öğrendi. Çok basit. Sağlık Bakanımız açıkladı. Maske ve mesafe ile elimizi yüzümüzü sıkça yıkayacağız. Evde hapsolmaktan daha iyi. Tercihleri kararları öyle vereceğiz. Bu yaz günü evde hapsolmak mı yoksa maske ve mesafe ile dikkat etmek mi? Çok teşekkür ediyorum. Biz Zonguldak'ın artık bir parçasıyız. Bundan sonra diyaloğumuz devam edecek. Elimizden geldiği kadar bir şey yapmaya çalıştık. Ben herkese teşekkür ediyorum. Hakkınızı helal edin. Hakkımı helal ediyorum" dedi.
Vali Erdoğan Bektaş, geçen Nisan ayında sağlık çalışanlarına yönelik söylediği sözler nedeniyle tepkilere neden olmuş ardından sağlık çalışanlarından özür dilemişti. Bektaş, alkışlarla aracına binerek kentten ayrıldı.

Etiketler:

Kdz.Ereğli , Ereğli , Haber , Zonguldak , erdoğan bektaş , vali ,

Yorumlar

Temiz hava için çözüm...

16 Haziran 2020 Salı 12:25

Temiz hava için çözüm...

Nükleer Enerji Mühendisi Alim Kırışık, “Enerji ihtiyacını karşılamak için hava kirliliğine sebep olan fosil yakıt santralleri yerine yenilenebilir enerji ve nükleer enerji kullanılmalı. Temiz hava için fosil yakıt kullanımına ‘dur’ denilmeli” dedi.

Fosil yakıtların neden olduğu hava kirliliği, korona virüs (Covid-19) salgınında öne çıkan gündem maddelerinden biri oldu. Araştırmacılar, korona virüs salgınıyla açığa çıkan hava kirliliği tehlikesinin ve karantina sürecinde azalan endüstriyel faaliyetler nedeniyle geçici olarak görülen temiz havaların, uzun soluklu bir değişimi beraberinde getirmesi umudunu taşıyor. Bilim insanlarına göre eğer yakıt emisyonu sıfıra indirilirse, ortalama yaşam süresi bir yıl artacak. Buna paralel olarak atılacak diğer adımlarla ortalama yaşam süresi 30 aydan fazla artırılmış olacak.
'European Heart Journal’ bilim dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, hava kirliliği dünya genelinde insan ömrünü ortalama 3 yıl kısaltıyor. Her yıl bu sebeple 8.8 milyon erken ölüm gerçekleşiyor. Araştırmayı yorumlayan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Halk Sağlığı, Sağlığın Çevresel ve Sosyal Etkenleri Direktörü Dr. Maria Neira, bu verilerin hükümetlere ekonomilerini yeniden şekillendirme konusunda rehber olması gerektiğini belirterek, "Maskelerimizi sonunda yüzümüzden çıkardığımızda temiz hava solumaya devam etmek istiyoruz. Eğer gerçekten dünyamız, ülkelerimiz ve toplumlarımızın sağlığı ile ilgili kaygılarımız varsa, kaynağı fosil yakıt olmayan bir enerji üretim şekli bulmalıyız" ifadelerini kullandı.
Dünya genelinde, pandemi ile mücadele kapsamında fabrikalarda üretimin durması, seyahat, karantina ve sokağa çıkma kısıtlaması gibi uygulamalar sonucunda Avrupa şehirlerinde hava kirliliği seviyeleri, 2019 yılına kıyasla ortalama yüzde 45 oranında azaldı. Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) uydudan çekilen görüntülerinde de hava kirliliğinin azaldığı belirgin şekilde görülüyor.

Daha sağlıklı ve yeşil iyileşme
Kuzey İtalya gibi havası çok kirli bölgelerde salgının etkisinin yüksek olması, 2003 yılındaki SARS salgını ile kirli hava arasında bir bağlantı olması, dikkate değer olgular arasında gösteriliyor. Harvard Üniversitesi’nde bir grup bilim insanı tarafından yapılan bir araştırma, hava kirliliğinin ülke genelindeki Covid-19 kaynaklı yüksek ölüm oranlarıyla bağlantılı olduğunu vurguluyor. Ancak bu ve benzer araştırmalarla ilgili uzmanlar halen tartışmaya devam ediyor.
Covid-19 salgınında hava kirliliğinin etkisinin henüz kesinlik kazanmadığını dile getiren DSÖ Direktörü Dr. Neira, “Elimizde ölüm oranının artışıyla doğrudan bağlantılı bir kanıt bulunmuyor ama hava kirliliğine maruz kaldığınızda, hastalıktan daha ciddi bir şekilde etkilenme ihtimalinin arttığını biliyoruz. Fakat araştırmalar hangi sonucu ortaya koyarsa koysun, en mühim mesele, Covid-19’dan sonraki iyileşmenin sağlıklı bir iyileşme olacağından emin olmamız gerektiğidir. Çünkü korunmasızlığımızı azaltmak istiyoruz” değerlendirmesini yaptı.
DSÖ olarak, insanların karantina süresince gördükleri temiz gökyüzünü fotoğraflamalarını istediklerini kaydeden Neira, “Bu temiz anıları daha sağlıklı ve yeşil bir iyileşmeye ilham vermek için kullanabiliriz” şeklinde konuştu. “Ancak ekonomik argümanlar da sunulmalı” diye ekleyen Neira, fosil yakıtların faydalandığı sübvansiyonların, hava kirliliğinin insan sağlığına zararı ve sağlık hizmetlerine eklenen yüklü masrafların altını çizdi.

11 bin kişi ölümden kurtulmuş olabilir
Fosil yakıtların neden olduğu hava kirliliğine uzun süre maruz kalmak kardiyovasküler ve solunum yolu hastalıkları riskini de artırıyor. Son dönemde yapılan birçok araştırma, salgın döneminde hava kirliliğinin azalmasıyla binlerce kişinin hayatının kurtulduğunu ortaya koyuyor. Finlandiya merkezli Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi (CREA), korona virüs tedbirleri ile sokağa çıkma kısıtlamaları uygulanan Avrupa'da, temizlenen hava sebebi ile mart ayından 24 Nisan’a kadar geçen 1 aylık dönemde, bin 700’ü İngiltere’de olmak üzere toplam 11 bin kişinin hava kirliliği kaynaklı ölümden kurtulduğunu hesapladı. CREA uzmanlarından Lauri Myllyvirta, “Virüse karşı alınan önlemlerin amaçlanmamış bir sonucu olarak hava kirliliği seviyeleri düşüyor, fakat bu bir ‘umut ışığı’ olarak görülmemeli. Ancak bu, hava kirliliği kaynaklı çok sayıdaki ölümün nasıl doğallaştığını bize gösteriyor ve temiz enerjiye geçiş yaparsak nelerin kurtarılabileceğine dikkat çekiyor” diye konuştu.

Temiz hava için küresel çaba gerekiyor
Türkiye'de de pandemi döneminde alınan uygulama ve önlemlerle 29 büyükşehirde hava kirliğinin azaldığı gözlendi. İstanbul’dan kilometrelerce uzakta bulunan Uludağ'ın karlı zirvelerinin fotoğraflarının çekilebilmesi, bir ‘şehir efsanesi’ni gerçeğe dönüştürürken, bu dönemin de simgelerinden biri oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, korona virüsle mücadelenin bu dönemde hava kirliliğinin azalmasında etkili olduğunu belirterek, hava kalitesinin sağlık için önemine dikkat çekti. Toros, "İnsanların soluduğu havanın kalitesi de solunum sistemlerimizin çalışmasını etkiler. Hava kalitesinin iyi olması korona virüsle mücadelede lehimize savaşmasına ve bizim safımızda yer almasına katkı sağlıyor. Hava kirliliğinin insan sağlığına ve çevreye verdiği zarar konusunda tüm dünyada farkındalık ve duyarlılık oluşturulması ve salgın hastalık sonrasında da hava kalitesinin iyi olması için küresel çaba gösterilmesi beklenilmektedir" ifadelerini kullandı.

Ortak sorun fosil yakıt kullanımı
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan, 'Türkiye 2019 Hava Kirliliği Raporu'nda, Türkiye'de, kent ölçeğinde en az 75 milyon kişinin kirli hava soluduğunu ortaya koydu. Buna göre hava kirliliğinin en yoğun olduğu kentler; Bursa, Adana, Ankara, İstanbul, Iğdır, Şırnak, Muş, Manisa, Kahramanmaraş, Karabük, Çanakkale, Denizli, Zonguldak, Edirne-Keşan ile Şanlıurfa.
Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, bu raporla ilgili yaptığı açıklamada, Covid-19 salgını önlemleri sonucunda hava kalitesinde oluşan geçici iyileşmenin sadece bu döneme özgü olduğunu, hava kirliliğinin azalması için kalıcı çözümlerin üretilmesi gerektiğine dikkat çekti. Kirliliğin sanayi, ısınma ve taşıtlardan kaynaklandığını ifade eden Bozoğlu’na göre ortak sorun, fosil yakıt yakılması sonucu oluşan kirlilik. Bozoğlu, Türkiye’deki durumu ise şu sözlerle özetledi:
"2014‘ten bu yana hava kalitesine dair yayımladığımız raporlar incelendiğinde, neredeyse bütün kentlerimizde hava kalitesinin her yıl gittikçe kötüleştiği ve 5 yıldır üst üste tüm şehirlerde kirli hava solunduğu görülebilmektedir."

Mücadele mümkün
Hava kirliliğine kontrolsüz fosil yakıt kullanımı ile kontrolsüz yakılan maddelerin havada birikmesinin yol açtığını dile getiren Nükleer Enerji Mühendisi Alim Kırışık ise Türkiye gibi enerjisinin büyük bölümünü fosil yakıtlardan karşılayan ülkelerde hava kirliliğinin sınır değerlerin üstünde olduğunu söyledi. “Enerji ihtiyacını karşılamak için hava kirliliğine sebep olan fosil yakıt santralleri yerine yenilenebilir enerji ve nükleer enerji kullanılmalı. Temiz hava için fosil yakıt kullanımına ‘dur’ deyin” şeklinde konuşan Kırışık, toplu taşımanın yaygınlaştırılmasının, elektrikli taşıtların geliştirilmesinin ve benzin gibi fosil yakıtların bireysel tüketiminin azaltılmasına yönelik çalışmaların da hava kirliliği ile mücadeleyi güçlendireceğine işaret etti. "Fosil yakıtlar ile hava kalitesi arasındaki ilişkiyi anlatmak için Almanya örneğini vermek istiyorum" diyen Kırışık, şöyle devam etti:
"Almanya, Fukuşima’nın hemen ardından elektrik üretiminde yüzde 25 gibi ciddi bir paya sahip olan 17 nükleer güç santralini 2022’ye kadar kapatma kararını almıştı. 2011 yılından bugüne kadar geçen yaklaşık 9 yıla baktığımızda, Almanya’nın enerji sektöründe oldukça riskli bir yola doğru ilerlediğini görüyoruz. Şu anda işletmede olan 6 nükleer santrali elektrik ihtiyacının sadece yüzde 12.36’sını karşılıyor. Alman hükümetinin bu sürede çevre dostu elektrikli taşıtların kullanımını teşvik eden politikalar izlemesi, ekonomik büyümesi, nüfus artışı ve çeşitli diğer faktörler nedeniyle ülkede elektrik enerjisine olan talep ve ihtiyaç arttı. Nükleer enerjinin yokluğundan doğan enerji boşluğuna bu artan talep de eklenince, enerji ihtiyacı çoğunlukla kömür santralleriyle giderilmeye çalışıldı. Bu durum, sera gazlarında ve santrallerin işletildiği bölgelerde ciddi sağlık problemlerinin kaynağı olan hava kirliliğinde artışlara sebep oldu. Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu’nun (National Bureau of Economic Research-NBER) yayınladığı rapora göre, Almanya’da her yıl hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı bin yüz kişi daha arttı. Almanya’nın nükleer enerjiyi tamamen saf dışı bıraktığında doğacak enerji açığını yenilenebilir enerji kaynakları ile karşılayabilip karşılayamayacağı da ayrı bir merak konusu. İklim değişikliği ve hava kirliliği için önlem alırken, enerji ve ekonomi açısından da büyüme sağlamak istiyorsak, şu anda nükleer enerjiden daha iyi bir alternatifimiz yok. Türkiye bu konuda Akkuyu Nükleer Santrali ile atağa kalktı. Güneş, rüzgar ve hidroelektrik gibi temiz enerji seçenekleri arasına günün 24 saati, hiçbir hava koşuluna bağlı olmaksızın elektrik üreten nükleeri eklemek, enerji arzını güvenceye almak demektir. Bu pandemi sürecinde nükleer santrallerin kesintisiz elektrik üretmesi, enerji ihtiyacının güvenceye alınmasında ne kadar önemli olduklarını ortaya koydu."

Etiketler:

Kdz.Ereğli , Ereğli , Haber , Zonguldak , temiz enerji , nükleer enerji ,

Yorumlar